MAHKEMESİ : İSTANBUL ANADOLU 1. FİKRÎ VE SINAÎ HAKLAR HUKUK MAHKEMESİ
Taraflar arasında görülen davada Fikrî ve Sınaî Haklar Hukuk Mahkemesi’nce verilen 03/04/2013 tarih ve 2011/191-2013/98 sayılı kararın Yargıtayca incelenmesi davacı vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Davacı vekili; davalının müvekkili şirketin ticaret unvanının önceye dayalı kullanım ile ayırt edici ve yaygın ad haline gelmiş markasına tecavüz ederek haksız ve iyi niyet kurallarına aykırı olarak kullanılması sonucu TTK 56-57 hükümlerine ve 556 sayılı Markaların Korunması Hakkında KHK hükümlerine aykırı kullanmak suretiyle haksız rekabet yarattığının tespitine, davalı şirketin ticaret unvanındaki iltibasa neden olan.... ibaresinin Ticaret Sicili kayıtlarından ve diğer sicillerden terkinini, kararın ilanını, haksız rekabetin men'ini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili; davacı tarafın iddiasının aksine müvekkil şirketle davacı şirket ticaret unvanlarında bariz bir fark bulunduğunu, Şirket nevileri açısından da her iki şirketin farklılık arz ettiğini, müvekkil şirketçe davacı şirketin markasına herhangi bir tecavüzün söz konusu olmadığı gibi müvekkil şirketçe yapılan tescil başvurusunun önceliliği nedeniyle ve 556 sayılı KHK tecilli markalara getirdiği 10 yıllık koruma nedeniyle olsa olsa davacı şirket tarafından müvekkil şirkete yönelik bir marka tecavüzünün söz konusu olacağını beyanla davanın reddini istemiştir.
Mahkemece iddia, savunma ve tüm dosya kapsamına göre; davalının tesciline 14 yıl sessiz kalan davacının işbu davayı açmasının TMK'nın 2. maddesi hükmü ile bağdaşmadığı,aynı sektörde faaliyet gösterdikleri, davacı tarafın bunu bilmemesinin düşünülemeyeceği, davacının bu tutumunu kanunun himaye etmeyeceği gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
Kararı, davacı vekili temyiz etmiştir.
Dava dosyası içerisindeki bilgi ve belgelere, mahkeme kararının gerekçesinde dayanılan delillerin tartışılıp, değerlendirilmesinde usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmamasına göre, davacı vekilinin tüm temyiz itirazları yerinde değildir.
SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerden dolayı, davacı vekilinin bütün temyiz itirazlarının reddiyle usul ve kanuna uygun bulunan hükmün ONANMASINA, temyiz harcı peşin alındığından başkaca harç alınmasına mahal olmadığına, 10/06/2014 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.
Full & Egal Universal Law Academy