MAHKEMESİ: ... 1. FİKRÎ VE SINAÎ HAKLAR HUKUK MAHKEMESİ
Taraflar arasında görülen davada ... 1. Fikrî ve Sınaî Haklar Hukuk Mahkemesi’nce verilen 09.10.2012 gün ve 2010/198-2012/223 sayılı kararı onayan Daire’nin 23.12.2013 gün ve 2013/5923-2013/23449 sayılı kararı aleyhinde davalı vekili tarafından karar düzeltilmesi isteğinde bulunulmuş ve karar düzeltme dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dosya için düzenlenen rapor dinlenildikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra gereği görüşülüp düşünüldü:
Davacı vekili, 1954 yılında kurulan ve 1970'li yıllarda eğitim-öğretim turizm sektöründe öncülük etmiş olan müvekkili şirketin avrupanın en büyük tur operatörlerinden biri olduğunu, bu hizmetlerde kullandığı “studiosus” markasının tanınmış marka olduğunu, markanın 1999’dan itibaren başta ... olmak üzere çeşitli ülkelerde tescilli olduğunu, uzun yıllardan beri Türkiye'de de kullanılmakta olduğunu, marka ve müvekkilinin ticari unvanının birebir aynı olan " ..." ibaresinin davalı tarafından turistler için düzenlenen gezi organizasyonları kapsamında kullanılmakta olduğunu, bu ibarelerden oluşan web siteleri üzerinden ...’da yerleşik turistlere yönelik tanıtımlar üzerine, müvekkilinin durumdan haberdar olduğunu ileri sürerek, davalıya ait markanın hükümsüzlüğüne, haksız rekabet ve marka haklarına tecavüzün tespitine, davalının " ..." ibaresini kullanılmasının önlenmesine, aynı markayı taşıyan internet sitelerine erişimin Türkiye’de yasaklanmasına karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili, ikametgahı olan ... Mahkemeleri'nin yetkili olduğunu, davacının markasının Türkiye’de tescilli olmadığından ülkesellik prensibi gereği markanın korumadan yararlanmadığını ve tanınmış olmadığını, davacının tüm faaliyetlerinin ...’da olduğunu, markaların farklı unsurlar içerdiğini, iltibasa yol açıcı benzerlik bulunmadığını, markanın kötüniyetle tescil edildiği iddiasının doğru olmadığını bildirerek, davanın reddini istemiştir.
Mahkemece, davalının hükümsüzlüğü istenilen markasının "studiosus-exlusive" ibarelerinden oluşup 35, 38, 39, 41, 43. sınıflar için tescilli olduğu, aynı ibareden oluşan alan adını taşıyan 4 ayrı internet sayfası mevcut olup, bu sayfaları ticari faaliyetlerinin tanıtımında kullandığı, davacının ticaret unvanının aralarında dünya çapında eğitim amaçlı gezi ve her türlü seyahatlerin organizasyonu faaliyetlerinde yer aldığı türden faaliyetler için 1967'de tescil edildiği, yurtdışında aynı faaliyetler için kullanıldığı, davacının bu unvan ve marka altında davalının marka başvuru tarihinden önce Türkiye'de turistik geziler düzenlendiğinin ...
2. Fikri ve Sınaî Haklar Hukuk Mahkemesi'nin 2010/33 D.İş nolu değişik iş dosyasına sunulan faturalar, değişik turizm şirketlerinden alınan yazı internet sayfaları ile anlaşıldığı, markanın davacının marka başvurusundan önce Türkiye’de kullanıldığı ve ayrıca yurtdışında özellikle ...'da belli bir tanınmışlığa erişmesi nedeniyle davacı tarafın kötü niyetli tescil ve 556 sayılı KHK'nın 8/3 maddesine dayanarak marka kapsamındaki benzer ve aynı olan sınıflar bakımından markanın hükümsüzlüğünü isteme hakkının bulunduğu gerekçesiyle, davalı adına tescilli 2008 57817 nolu markanın kara, deniz ve taşımacılığı hizmetleri ve kara deniz ve hava taşıtlarının kiralanması hizmetleri (tur düzenleme, seyahat için yer ayarlama, kurye hizmetleri dahil) araba parkları hizmetleri, garaj kiralama hizmetleri, tekne barındırma hizmetleri, eğitim ve öğretim hizmetleri, sempozyum, konferans ve seminer düzenleme, spor kültür ve eğlence hizmetleri, kitap, gazete vs. yayınlama hizmetleri, yiyecek ve içecek sağlanması hizmetleri, geçici konaklama hizmetleri bakımından markanın hükümsüzlüğüne, diğer sınıflar yönünden talebin reddine, www. ....com.tr, www. ....com, www. ... ve www. ....net internet sitelerine Türkiye'den erişimin önlenmesine, diğer istemlerin ise reddine dair verilen karar davalı vekili tarafından temyizi üzerine Dairemizin 23.12.2013 tarihli kararı ile onanmıştır.
Davalı vekili karar düzeltme isteminde bulunmuştur.
Dosyadaki yazılara, mahkeme kararında belirtilip Yargıtay ilamında benimsenen gerektirici sebeplere göre, davalı vekilinin HUMK’nın 440. maddesinde sayılan hallerden hiçbirisini ihtiva etmeyen karar düzeltme isteğinin reddi gerekir.
SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerden dolayı, davalı vekilinin karar düzeltme isteğinin HUMK’nın 442. maddesi gereğince REDDİNE, alınması gereken 52,40 TL karar düzeltme harcı peşin ödenmiş olduğundan yeniden alınmasına yer olmadığına, 3506 sayılı Yasa ile değiştirilen HUMK'nın 442/3. maddesi hükmü uyarınca, takdiren 228,00 TL para cezasının karar düzeltilmesini isteyenden alınarak Hazine’ye gelir kaydedilmesine, 08.05.2014 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.