MAHKEMESİ :ASLİYE HUKUK MAHKEMESİ
Taraflar arasında görülen davada Simav Asliye Hukuk Mahkemesi’nce verilen 13.06.2012 gün ve 2008/330-2012/343 sayılı kararı bozan Daire’nin 23.10.2013 gün ve 2013/2658-2013/18581 sayılı kararı aleyhinde davalı vekili tarafından karar düzeltilmesi isteğinde bulunulmuş ve karar düzeltme dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dosya için düzenlenen rapor dinlenildikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra gereği görüşülüp düşünüldü:
Davacı vekili, davacının davalı banka şubesine, borçlusu Kadir Kaya olan 20.000 TL bedelli senedi teminat olarak verdiğini, bankanın senedi tahsil etmediği gibi davacıya da iade etmediğini iddia ederek, senet bedeli olan 20.000 TL'nin vade tarihinden itibaren işleyecek reeskont faiziyle birlikte davalıdan alınarak davacıya verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı, usulüne uygun tebligata rağmen cevap dilekçesini sunmamıştır.
Mahkemece, davalı Banka tarafından verilen cevapta davacının kredisinin kapatıldığı, uyuşmazlığa konu senedin davacıya iade edildiği, senet keşidecisinin dilekçesi ile senedin senet borçlusunun zilyetliğinde olduğunun bildirildiği, senedin senet borçlusunun zilyetliğinde imha edildiği gerekçesiyle davanın reddine dair verilen kararın davacı vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine karar, Dairemizin 23.10.2013 günlü ilamında açıklanan nedenlerle davacı yararına bozulmuştur.
Davalı vekili karar düzeltme isteminde bulunmuştur.
Davacı işbu davada, senet bedelinin davalı Banka'dan tahsilini istemiştir. Senet bedelinin davalı Banka'dan tahsiline karar verilebilmesi için davalı bankanın kusuru sonucu senedin asıl borçludan tahsilinin olanaksız hale gelmiş olması, bu nedenle davacının zararının doğması gerekmektedir. Somut olayda, davacı doğrudan banka aleyhine açtığı davada senedin kendisine iade edilmediğini, bedelinin de tahsil edilmediğini ileri sürmektedir. Davalı Banka ise, senedi davacıya iade ettiğini savunmaktadır. Davaya konu senet kaybolmuş olsa dahi davacının öncelikle temel ilişkiye dayalı olarak senet bedelini tahsil yoluna gitmesi, bu nedenle senet borçlusu aleyhine icra takibi yaparak veya dava açarak alacağını tahsile çalışması, yapılan takip veya açılan davanın alacağın varlığını kanıtlama yönünden sonuçsuz kalması halinde bu kez banka aleyhine dava açma hakkı doğacağından, öncelikle senet borçlusundan istemde bulunmaksızın doğrudan banka aleyhine açılan işbu davada zararın doğması şartı henüz gerçekleşmediğinden davanın reddine karar verilmesi gerekirken yazılı gerekçeyle reddi yerinde değilse de, sonucu itibariyle doğru olan hükmün gerekçesi açıklanan şekilde değiştirilerek onanması gerekirken, bozulması yerinde olmadığından davalı vekilinin karar düzeltme isteminin kabulü ile Dairemiz bozma ilamının kaldırılarak mahkeme kararının gerekçesi açıklanan şekilde değiştirilerek onanmasına karar vermek gerekmiştir.
SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle davalı vekilinin karar düzeltme isteminin kabulü ile Dairemizin 23.10.2013 günlü, 2013/2658 Esas, 2013/18581 18581 Karar sayılı bozma ilamının kaldırılarak, sonucu itibariyle doğru olan hükmün gerekçesi açıklanan şekilde değiştirilerek ONANMASINA, önceki temyizin bozma olması nedeniyle iade edilen ve davacı tarafından yatırılan 21,15 TL'nin yatırılması gereken 25,20 TL'den mahsubu ile bakiye kalan 4,05 TL temyiz ilam harcının temyiz eden davacıdan alınmasına, ödediği karar düzeltme harcının isteği halinde karar düzeltme isteyen davalıya iadesine, 08.05.2014 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.
Full & Egal Universal Law Academy