MAHKEMESİ:TİCARET MAHKEMESİ
Taraflar arasında görülen davada ... 4. Asliye Ticaret Mahkemesi’nce verilen 27/09/2012 gün ve 2011/276-2012/198 sayılı kararı onayan Daire’nin 26/11/2013 gün ve 2012/18820-2013/21433 sayılı kararı aleyhinde davalı vekili tarafından karar düzeltilmesi isteğinde bulunulmuş ve karar düzeltme dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dosya için düzenlenen rapor dinlenildikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra gereği görüşülüp düşünüldü:
Davacı vekili, müvekkilinin davalı bankada vadeli repo ve mevduat hesaplarının bulunduğunu, işlemlerini banka çalışanı olan uzaktan akrabası Ülke Alıncan aracılığıyla yaptığını, bu kişinin usulsüzlüklerinin öğrenilmesiyle davalı aleyhine davalar açıldığını, kararların kesinleştiğini, ilamların icra edildiğini, ancak müvekkilinin alacağını geç tahsil etmesi sebebiyle faizi ile karşılanamayan munzam zararlarının bulunduğunu, müvekkilinin olayda 1/3 oranında kusurlu bulunması sebebiyle talep edilen tazminattan bu oranda indirim yapıldığını ileri sürerek, fazlaya ilişkin haklarını saklı tutarak şimdilik 10.000,00 TL munzam zararın davalıdan tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiş, yargılama sırasında vermiş olduğu ıslah dilekçesi ile toplam talebini 13.060,00 TL'ye yükseltmiştir.
Davalı vekili, davanın reddini savunmuştur.
Mahkemece davanın kabulüne karar verilmiş, davalı vekilince temyiz edilen karar, Dairemizin 26.11.2013 günlü kararında yazılı gerekçelerle onanmıştır.
Davalı vekili bu kez karar düzeltme isteminde bulunmuştur.
1- Dosyadaki yazılara, mahkeme kararında belirtilip Yargıtay ilamında benimsenen gerektirici sebeplere göre, davalı vekilinin HUMK'nın 440. maddesinde sayılan hallerden hiçbirisini ihtiva etmeyen ve aşağıdaki bent kapsamı dışında kalan diğer karar düzeltme itirazlarının reddi gerekmiştir.
2- Dava, davacının davalı bankadan olan alacağını geç tahsil etmesi nedeniyle temerrüt faizi ile karşılanamayan munzam zararının tahsili istemine ilişkindir.
Davacı vekili, müvekkilinin davalı bankada vadeli repo ve mevduat hesaplarının bulunduğunu, işlemlerini banka çalışanı olan uzaktan akrabası aracılığıyla yaptığını, bu kişinin usulsüzlüklerinin öğrenilmesiyle davalı aleyhine davalar açıldığını, kararların kesinleştiğini, ilamların icra edildiğini, ancak müvekkilinin alacağını geç tahsil etmesi sebebiyle faizi ile karşılanamayan munzam zararlarının bulunduğunu ileri sürerek eldeki davayı açmış, mahkemece yapılan yargılama sonunda, davanın kabulüne karar verilmiştir. Buna karşın davalı vekili davaya cevap dilekçesinde zamanaşımı def’inde bulunmuştur. Dava, mülga 818 sayılı BK'nın 105'inci maddesine dayanan munzam zarar istemine ilişkindir. BK'nın 105'inci maddesinde sözü edilen munzam zararın tazmin yükümlülüğü, asıl
borç ve temerrüt faizi ödeme yükümlülüğünden farklı, temerrüt ile oluşmaya başlayan ve asıl borcun ifasına kadar geçen zaman içinde artarak devam eden, asıl borçtan tamamen bağımsız, yeni bir borçtur. Asıl borcun hukuki nedeni kural olarak haksız eylem, nedensiz zenginleşme veya sözleşme olduğu halde, bu borcun hukuki nedeni asıl alacağın temerrüde uğraması, diğer anlatımla borcun ödenmemesi veya zamanında ödenmemesi gibi bir hukuka aykırılıktır. Munzam zarara dayanan talep hakkı, esas itibariyle bir alacak hakkıdır ve BK'nın 105'inci maddesinde zamanaşımı yönünden de ayrık bir hüküm getirilmemiş olup, bu alacağa da BK'nın 125'inci maddesindeki, on yıllık zamanaşımı uygulanacaktır. Asıl davanın açılması, işbu davadaki munzam zarar talebi yönünden zamanaşımını kesmeyeceğine göre, munzam zarar davasının açıldığı tarihten geriye doğru on yıllık süre içerisinde gerçekleşen zarar bölümünün talep edilmesi mümkün olup, bu süre dışında kalan zarar bölümü ise zamanaşımına uğramıştır. Bu durumda mahkemece, yukarıda açıklanan ilke doğrultusunda bir karar verilmesi gerekirken, yazılı şekilde karar verilmesi doğru değildir. Bu nedenle, hükmün davalı yararına bozulması gerektiğinden davalı vekilinin bu yöne ilişen karar düzeltme isteminin kabulü Dairemizin 26.11.2013 gün ve 2012/18820 Esas, 2013/21433 Karar sayılı onama kararının kaldırılarak mahkeme kararının davalı yararına bozulmasına karar vermek gerekmiştir.
SONUÇ: Yukarda (1) numaralı bentte açıklanan nedenlerle davalı vekilinin diğer karar düzeltme itirazlarının reddine, (2) numaralı bentte açıklanan nedenlerle, karar düzeltme isteminin kabulü ile Dairemizin 26.11.2013 gün ve 2012/18820 Esas, 2013/21433 Karar sayılı onama kararının kaldırılarak mahkeme kararının davalı yararına BOZULMASINA, ödedikleri temyiz peşin temyiz ilam ve karar düzeltme harçlarının isteği halinde karar düzeltme isteyene iadesine, 09/05/2014 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.
Full & Egal Universal Law Academy