MAHKEMESİ :TİCARET MAHKEMESİ
Taraflar arasında görülen davada Asliye Ticaret Mahkemesi’nce verilen 15/01/2013 gün ve 2011/63-2013/3 sayılı kararı bozan Daire’nin 12/12/2013 gün ve 2013/8064-2013/22722 sayılı kararı aleyhinde davalı vekili tarafından karar düzeltilmesi isteğinde bulunulmuş ve karar düzeltme dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dosya için düzenlenen rapor dinlenildikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra gereği görüşülüp düşünüldü:
Davacı vekili, müvekkilinin davalı bankanın ticari hesap mudisi olduğunu, tarımsal faaliyetlerini takip etmek üzere çoğunlukla şehir dışında olması nedeniyle hesap hareketlerini takip etmesi için dava dışı ...'ı 17.06.2005 tarihinde vekil tayin ettiğini, 24.03.2006 tarihli azilname ile bu kez adı geçeni azletmiş ve azilnameyi bankaya ibraz ederek kayıtlara işlenmesini sağlamış ise de 27.10.2010 tarihinde bankaya müracaatı üzerine 03.04.2006-20.03.2007 tarihleri arası 151 kez vekaletsiz olarak yapılan işlemle en az 816.220,55 TL'nin hesabından çekildiğini öğrendiğini, bankanın zarardan sorumlu olduğunu, 07.01.2011 tarihinde tebliğ edilen ihtarnameye rağmen bu miktarın müvekkiline iade edilmediğini ileri sürerek, fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydıyla şimdilik 8.000 TL'nin 07.01.2011 tarihinden itibaren en yüksek mevduat faiziyle birlikte davalıdan tahsilini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili, davanın reddini istemiştir.
Mahkemece, davanın reddine dair verilen karar, davacı vekilinin temyiz istemi üzerine Dairemizin 12.12.2013 tarihli kararı ile davacı yararına bozulmuştur.
Bu defa davalı vekili, karar düzeltme isteminde bulunmuştur.
Yargıtay ilamında benimsenen gerektirici sebeplere, mahkemece, Dairemizin 12.12.2013 günlü bozma ilamına uyulması ve bozma ilamı gereğince yapılacak araştırma sonucunda davalı bankaca yapılan ödemelerin usulsüz olduğunun anlaşılması halinde, davacının işbu usulsüz işlemlere icazet verip vermediğinin de değerlendirilecek olmasının tabii bulunmasına göre, davalı vekilinin HUMK’nın 440. maddesinde sayılan hallerden hiçbirisini ihtiva etmeyen karar düzeltme isteğinin reddi gerekir.
SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerden dolayı, davalı vekilinin karar düzeltme isteğinin HUMK’nın 442. maddesi gereğince REDDİNE, alınması gereken 52,40 TL karar düzeltme harcı peşin ödenmiş olduğundan yeniden alınmasına yer olmadığına, 3506 sayılı Yasa ile değiştirilen HUMK'nın 442/3. maddesi hükmü uyarınca, takdiren 228,00 TL para cezasının karar düzeltilmesini isteyenden alınarak Hazine’ye gelir kaydedilmesine,18/06/2014 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.
Full & Egal Universal Law Academy