MAHKEMESİ :TİCARET MAHKEMESİ
Taraflar arasında görülen davada Asliye Ticaret Mahkemesi’nce verilen 14/03/2011 gün ve 2008/513-2011/184 sayılı kararı onayan Daire’nin 02/07/2013 gün ve 2011/9513-2013/14051 sayılı kararı aleyhinde davalı vekili tarafından karar düzeltilmesi isteğinde bulunulmuş ve karar düzeltme dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dosya için düzenlenen rapor dinlenildikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra gereği görüşülüp düşünüldü:
Davacı vekili, kredi borçlularından dava dışı ... İnşaat Taahhüt Sanayi ve Ticaret Ltd. Şti'nin müvekkiline olan borçlarının tahsili amacıyla, borçlu firma tarafından keşide edilerek teslim edilen çekler ile borçlu firma ve söz konusu çeklerde avalist olarak imzası olan davalının da aralarında bulunduğu müşterek ve müteselsil kefiller hakkında icra takibi başlattıklarını, davalının takibin zamanaşımına uğradığından bahisle açtığı dava sonucunda hakkındaki takibin geri bırakılmasına karar verilmesini sağladığını, oysa takip dosyası incelendiğinde takipte zamanaşımının vaki olmadığını, İİK'nın 33/a gereğince zamanaşımı sebebiyle icranın geri bırakılması amacıyla açılan davalarda yapılacak incelemenin "takibin kesinleşmesinden sonraki dönemle sınırlı olacağını, icra mahkemesinin kararında bu yasal gereğe riayet etmeyerek takibin davalı hakkında kesinleşmesinden önceki dönemi de nazara alarak icranın geri bırakılmasına karar verdiğini, zamanaşımına ilişkin yapılacak hesaplamanının herhalukarda takibin kesinleşmesinden itibaren hesaplanması gerektiğini, takibe konu çeklerin hiçbirisinin kambiyo senedi niteliğinde olmadığını, bu sebeple icra mahkemesinin takibin tümüyle geri bırakılmasına karar vermesinin yanlış olduğunu ileri sürerek, takipte zamanaşımının vaki olmadığının tespiti ile takibin devamına karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili, davanın reddini istemiştir.
Mahkemece, ödeme emrinin, itiraz süresi itirazsız geçirildiği veya vaki itiraz icra mahkemesince kaldırıldığı ya da mahkemede iptal edildiği takdirde itiraz hükümden düşürülmekle kesinleşeceği, İstanbul 13. İcra Müdürlüğü'nün 1998/11110 Esas sayılı dosyası ve İstanbul 6. İcra Mahkemesi'nin 200/762 Esas sayılı dosyası incelendiğinde davalıya ödeme emrinin 07.12.1998 tarihinde tebliğ edildiği, İİK'nın 169 ve 168 f.5 maddeleri uyarınca 5 gün içerisinde İstanbul 6. İcra Mahkemesine itiraz edildiği, İstanbul 6. İcra Mahkemesi'nin 11.07.2000 tarih ve 2000/762 Esas, 2000/1010 Karar sayılı kararıyla bu itirazların kısmen kabul edildiği ve kabul edilen çekler dışındaki diğer çekler hakkındaki itirazların reddedildiği, bu kararın 30.03.2001 tarihinde kesinleştiği, bu tarihten zamanaşımını kesen 15.08.2001 tarihli Kocaeli İcra Mahkemesi'ne haciz talimatı yazılması
istemi arasında altı aylık zamanaşımı süresinin dolmadığının anlaşıldığı gerekçesiyle davanın kabulüne dair verilen karar davalı vekili tarafından temyizi üzerine Dairemizin 02/07/2013 tarihli kararı ile onanmıştır.
Davalı vekili karar düzeltme isteminde bulunmuştur.
Dosyadaki yazılara, mahkeme kararında belirtilip Yargıtay ilamında benimsenen gerektirici sebeplere göre, davalı vekilinin HUMK’nın 440. maddesinde sayılan hallerden hiçbirisini ihtiva etmeyen karar düzeltme isteğinin reddi gerekir.
SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerden dolayı, davalı vekilinin karar düzeltme isteğinin HUMK’nın 442. maddesi gereğince REDDİNE, alınması gereken 52,40 TL karar düzeltme harcı peşin ödenmiş olduğundan yeniden alınmasına yer olmadığına, 3506 sayılı Yasa ile değiştirilen HUMK'nın 442/3. maddesi hükmü uyarınca, takdiren 228,00 TL para cezasının karar düzeltilmesini isteyenden alınarak Hazine’ye gelir kaydedilmesine, 26/06/2014 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.
Full & Egal Universal Law Academy