Taraflar arasında görülen davada verilen 12/11/2013 tarih ve 2013/91-2013/91 sayılı kararın Yargıtayca incelenmesi karşı taraf (alacaklı) vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
İhtiyati hacze itiraz eden vekili, mahkemenin12/06/2013 tarih vesayılı kararına, borçluların ikametgah adreslerinin olduğunu, ayrıca bonoda yer alan özel yetki şartında da yetkili mahkemenin olarak belirlendiğini ileri sürerek, ihtiyati haciz kararının kaldırılmasını talep etmiştir.
Mahkemece, ihtiyati haciz kararına itiraz eden borçlu şirketin ikametgahının, diğer borçlunun adresinin ise olduğu, alacaklının veya borçluların ikametgahlarının hiçbirinin yargı çevresinde bulunmadığı gerekçesiyle, yetki itirazının kabulüne, ihtiyati haciz kararının kaldırılmasına, ihtiyati haciz talebi dosyasının talep halinde yetkili ve görevli ahkemelerine gönderilmesine karar verilmiştir.
Kararı karşı taraf alacaklı vekili temyiz etmiştir.
(1) İstek, ihtiyati hacze itiraza ilişkindir. Her ne kadar talep eden alacaklı vekili, talep dilekçesinde borçlu olarak ''''yi göstermiş ise de, yargılama sırasında vekil tarafından sunulan dilekçe ile, borçlunun adı geçen şirket değil, '''' olduğu belirtilmiş, bu taraf değişikliği muteriz borçlu tarafından da benimsenmiştir. Buna rağmen, mahkemece gerekçeli karar başlığında borçlu olarak anılan şirketin gösterilmesi doğru değil ise de bu durumun maddi hatadan kaynaklanmasına ve yanlışlığın mahallinde her zaman düzeltilmesinin mümkün olmasına göre karşı taraf alacaklı vekilinin tüm temyiz itirazlarının reddine karar vermek gerekmiştir.
(2) Öte yandan, İİK'nın 265/3. ve 4. maddesi gereğince mahkemece ihtiyati haciz kararına itirazın kabulü ya da reddi ile yetinilmesi gerekirken kararın kesinleşmesi halinde dosyanın görevli ve yetkili gönderilmesine karar verilmesi de doğru olmayıp HUMK'nın 439. maddesi uyarınca re'sen bozmayı gerektirirse de bu yanlışlığın giderilmesi yeniden yargılamayı gerektirmediğinden, HUMK’nın 438/7. maddesi uyarınca, kararın düzeltilerek onanmasına karar vermek gerekmiştir.
SONUÇ: Yukarıda (1) nolu bentte açıklanan nedenlerle karşı taraf alacaklı vekilinin temyiz itirazlarının REDDİNE, (2) numaralı bentte açıklanan sebeplerle hüküm fıkrasının 1. bendinde yer alan “ ihtiyati haciz talebi dosyasının talep halinde yetkili ve görevli Mahkemelerine gönderilmesine'' kısmının hüküm fıkrasından çıkartılarak kararın bu şekliyle DÜZELTİLEREK ONANMASINA, ödediği temyiz peşin harcın isteği halinde temyiz edene iadesine, 10.09.2014 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.
Full & Egal Universal Law Academy