MAHKEMESİ: .....FİKRÎ VE SINAÎ HAKLAR HUKUK MAHKEMESİ
Taraflar arasında görülen davada ....Fikrî ve Sınaî Haklar Hukuk Mahkemesi’nce bozmaya uyularak verilen 31/12/2013 tarih ve 2013/205-2013/264 sayılı kararın Yargıtayca incelenmesi taraf vekilleri tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Davacı vekili, müvekkilinin "armine" ibareli tanınmış markanın sahibi olduğunu, davalının müvekkilinin markası ile iltibas yaratacak şekilde "sarmina" ve "sarMİNA+şekil" ibareli markaları tescil ettirdiğini, davalının marka tescillerinin haksız ve kötü niyetli olduğunu, davalının markalarının tescilinin 556 sayılı KHK'nın 7. ve 8. maddelerine aykırı olduğunu ileri sürerek davalının tecavüz oluşturan eylemlerinin ref'i ve men'i ile davalının 2006/44360 "sarmina+şekil" ve 2010/28273 nolu "sarmina" markalarının hükümsüzlüğünü ve sicilden terkinini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili, müvekkilinin markalarının davacı markalarından farklı olduğunu, iltibas tehlikesi bulunmadığını savunarak davanın reddini istemiştir.
Mahkemece, davalının 2006/44360 sayılı markasının tüm sınıflar yönünden, 2010/28273 nolu markasının ise 25. sınıfın tümü ile 35. sınıfta müşterilerin malları elverişli bir şekilde görmesi ve satın alması için çeşitli malların bir araya getirilmesi hizmetleri yönünden hükümsüzlüğüne, markaların tescilli oluşu nedeniyle kullanımlarının marka hakkına tecavüz veya haksız rekabet oluşturmadığı gerekçesiyle marka hakkına tecavüz talebinin reddine dair verilen kararın Dairemizce bozulması üzerine bozma ilamına uyularak yapılan yargılama sonucunda, tüm dosya kapsamına göre, 2010/28273 nolu markanın dava tarihinde henüz tescilli olmadığı gerekçesiyle dava şartı bulunmadığından bu marka yönünden talebin reddine, kesinleşen konularda hüküm kurulmasına yer olmadığına karar verilmiştir.
Kararı taraf vekilleri temyiz etmiştir.
Dosyadaki yazılara, mahkemece uyulan bozma kararı gereğince hüküm verilmiş olmasına ve delillerin takdirinde bir isabetsizlik bulunmamasına göre, taraf vekillerinin bütün temyiz itirazları yerinde değildir.
SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerden dolayı, taraf vekillerinin bütün temyiz itirazlarının reddiyle usul ve kanuna uygun bulunan hükmün ONANMASINA, temyiz harcı taraflardan peşin alındığından başkaca harç alınmasına mahal olmadığına, 23/06/2014 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.