MAHKEMESİ:FİKRİ VE SINAÎ HAKLAR HUKUK MAHKEMESİ
Taraflar arasında görülen davada ... 3. Fikri ve Sınaî Haklar Hukuk Mahkemesi’nce verilen 18.06.2009 tarih ve 2007/97-2009/177 sayılı kararın Yargıtayca incelenmesi davacı vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Davacı vekili, davalı şirketin “...” ibaresinin tescili için diğer davalı ...’ye başvuruda bulunduğunu, 2005/41965 kod numarasını alan başvurunun, müvekkili adına tescilli ve "..." tek veya asıl unsurlu markalar ile benzerlik taşıması gerekçesiyle yapmış oldukları itirazlarının davalı ... tarafından reddedildiğini, bu kararın eksik ve hatalı olduğunu, zira müvekkili tarafından yurtiçinde ve yurtdışında kullanılmak suretiyle maruf ve meşhur hale getirilen "..." markalarının, davalı şirketçe tescil ettirilmek istenmesinde markalarının saygınlığından, kalitesinden ve tanınmışlığından haksız bir yarar ve kazanç, sağlama amacı ve kötü niyetinin söz konusu olduğunu, davalı başvurusuna konu işaretin gerek yazılış, gerek okunuş ve gerekse görünüş itibariyle aynı olduğundan tescil talebinin reddi gerektiğini, davalı şirket tarafından tescili istenen işaretin kullanımının aynı zamanda ... hükümleri anlamında haksız rekabet oluşturacak mahiyette bulunduğunu, ifade ederek ... YİDK’nın 2006-M-4810 sayılı kararının iptaline, tescil işlemleri sonuçlanmışsa 2005/41965 sayılı markanın hükümsüzlüğüne karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı ... vekili, davalı başvuru ile davacı markası karşılaştırıldığında farklı mallara ilişkin bulunmaları nedeniyle benzerlik bulunmadığını, ilişkilendirilmelerinin de mümkün olmadığını, tanınmışlığın tek başına tüm mallar yönünden engel teşkil etmeyeceğini savunarak, davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.
Davalı şirket davaya cevap vermemiştir.
Mahkemece, tüm dosya kapsamına, toplanan delillere ve düzenlenen bilirkişi raporuna göre, iptali istenen YİDK kararında bir isabetsizlik bulunmadığı gerekçesiyle, davanın reddine karar verilmiştir.
Kararı, davacı vekili temyiz etmiştir.
Dava dosyası içerisindeki bilgi ve belgelere, mahkeme kararının gerekçesinde dayanılan delillerin tartışılıp, değerlendirilmesinde usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmamasına göre, davacı vekilinin tüm temyiz itirazları yerinde değildir.
SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerden dolayı, davacı vekilinin bütün temyiz itirazlarının reddiyle usul ve kanuna uygun bulunan hükmün ONANMASINA, aşağıda yazılı bakiye 4,05 TL temyiz ilam harcının temyiz edenden alınmasına, 08.05.2014 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.