Taraflar arasında görülen davadverilen 27.11.2008 tarih ve 2005/724-2008/714 sayılı kararın Yargıtayca incelenmesi taraf vekilleri tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Davacı vekili, müvekkilinin ticari faaliyetleri kapsamında dava dışı bankaya yaptığı kredi başvurusunun karşılıksız çekleri bulunduğu gerekçesiyle reddedildiğini, yaptığı araştırmada müvekkilinin bilgisi dışında davalı banka nezdindeki hesabından çek karnesi alındığını, çeklerin bir kısmının karşılıksız çıktığını öğrendiğini, müvvekkilinin hiç bir bankadan kredi alamadığınkayıtlarında çek yasaklısı göründüğü için ticari ve sosyal olarak zarara uğradığını, davalı bankanın çek yasağının kaldırılması için herhangi bir işlem yapmadığını ileri sürerek, 100.000,00 TL manevi tazminatın davalıdan tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili, çeklerde keşidecinin olarak gösterildiği, firmasının davacının eşine ait bulunduğu, çek hesabının başlangıçtan beri davacının bilgisi ve onayı çerçevesinde işlediği, davacının çekler nedeniyle yapılan ödemelerden haberdar olup, hiçbir biçimde çek yasaklısı durumuna düşmediğini savunarak, davanın reddini istemiştir.
Mahkemece, iddia, savunma, benimsenen bilirkişi raporu ve dosya kapsamına göre, davacının açık talimatı olmaksızın ve bilgisi dışında banka hesabı ile ilgili çek karnesi düzenlendiği, 3. kişiye verildiği, çeklerin kullanıldığı, karşılıksız kaldığı, karşılıksız çek keşide edildiğine ilişkin bilgilerinı kayıtlarına da intikal ettiği ve tüm banka genel müdürlüklerine duyurulduğu, bu suretle davacının kişisel haklarının zarar gördüğü, sonucun gerçekleşmesinde davalının ağır kusuru bulunduğu gerekçesiyle, davanın kısmen kabulü ile 5.000,00 TL manevi tazminatın davalıdan tahsiline karar verilmiştir.
Kararı, taraf vekilleri temyiz etmiştir.
1-Davalı vekiline gerekçeli karar 13.12.2013 günü tebliğ edilmiş olup, davalı vekili tarafından hüküm HUMK'nın 432'nci maddesinde yazılı süre geçirildikten sonra 31.12.2013 tarihinde harçlandırılmış 02.01.2014 havale tarihli temyiz dilekçesiyle temyiz edilmiştir. Aynı Yasa'nın 432/4'üncü maddesine göre süresinden sonra yapılan temyiz istemleri hakkında mahkemece bir karar verilebileceği gibi, 01.06.1990 gün 3-4 sayılı İBK uyarınca Yargıtay da bu konuda bir karar verebileceğinden davalı vekilinin temyiz isteminin süre yönünden reddine karar vermek gerekmiştir
2-Davacı vekilinin temyiz itirazlarına gelince; dava dosyası içerisindeki bilgi ve belgelere, mahkeme kararının gerekçesinde dayanılan delillerin tartışılıp, değerlendirilmesinde usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmamasına göre, davacı vekilinin tüm temyiz itirazları yerinde değildir.
SONUÇ: Yukarıda (1) nolu bentte açıklanan nedenlerle, davalı vekilinin temyiz isteminin süre yönünden REDDİNE, (2) nolu bentte açıklanan nedenlerle davacı vekilinin temyiz itirazının reddiyle kanuna uygun bulunan kararın ONANMASINA, aşağıda yazılı bakiye 0,90 TL temyiz ilam harcının temyiz eden davacıdan alınmasına, istek halinde aşağıda yazılı 649,80 TL harcın temyiz eden davalıya iadesine, 16.09.2014 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.