MAHKEMESİ:ASLİYE HUKUK MAHKEMESİ
Taraflar arasında görülen davada Asliye Hukuk Mahkemesi’nce verilen 17/12/2013 tarih ve 2013/328-2013/617 sayılı kararın Yargıtayca incelenmesi davacılar vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Davacılar vekili; müvekkillerinin murisi ...'nın ölümü sonrasında eşyaları arasında alacaklısı muris ..., borçlusu davalı olan 2 adet senedin bulunduğunu, davalının bu senet bedelini ödemeye yanaşmadığını ileri sürerek fazlaya ilişkin haklar saklı kalmak kaydıyla toplam 26.404,98 TL'nin dava tarihinden itibaren işleyecek yasal faiziyle birlikte davalıdan tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili; dava konusu bonoların zamanaşımına uğraması nedeniyle bono vasfını kaybettiğini, imzanın kabulü halinde ancak yazılı delil başlangıcı mahiyetinde olacağını, müvekkiliyle davacıların murisi arasında gayrımenkul satışı ve kat karşılığı inşaat hususunda bir pazarlık olduğunu, ancak davacıların murisinin tapu devrine yanaşmaması nedeniyle bu işin gerçekleşmediğini, bunun haricinde müvekkiliyle davacıların murisi arasında senet düzenlenmesini gerektiren bir olayın bulunmadığını, dava konusu senetlerin bu sırada düzenlenmiş olabileceğini, ancak senet metninde belirtildiği gibi bir mal alışverişinin ve senet düzenlenmesine sebep olabilecek temel ilişkinin bulunmadığını savunarak davanın reddini istemiştir.
Mahkemece, iddia, savunma ve tüm dosya kapsamına göre; davacıların, davalının isticvabı, yemin ve davaya konu senetler haricinde bir delile başvurmadıkları, davaya konu senetlerin bono vasfını kaybetmeleri nedeniyle ancak yazılı delil başlangıcı niteliğinde bulunduğu, davalının, davacıların murisi ile arasında bono tanzimini gerektirir temel ilişkinin bulunduğu hususunu kabul etmediği, davacıların da temel ilişkiyi ve alacaklı olduklarını ispat edemedikleri, en son yemin deliline başvurulduğu, davalının yemin ettiği gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
Kararı, davacılar vekili temyiz etmiştir.
Dava dosyası içerisindeki bilgi ve belgelere, mahkeme kararının gerekçesinde dayanılan delillerin tartışılıp, değerlendirilmesinde usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmamasına göre, davacılar vekilinin tüm temyiz itirazları yerinde değildir.
SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerden dolayı, davacılar vekilinin bütün temyiz itirazlarının reddiyle usul ve kanuna uygun bulunan hükmün ONANMASINA, davacılardan temyiz harcı peşin alındığından başkaca harç alınmasına mahal olmadığına, 16/06/2014 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.