MAHKEMESİ:TİCARET MAHKEMESİ
Taraflar arasında görülen davada ... Asliye Ticaret Mahkemesi’nce verilen 16/10/2012 gün ve 2006/163-2012/286 sayılı kararı bozan Daire’nin 23/12/2013 gün ve 2013/9716-2013/23461 sayılı kararı aleyhinde asıl davada davacı-birleşen davada davalı banka vekili tarafından karar düzeltilmesi isteğinde bulunulmuş ve karar düzeltme dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dosya için düzenlenen rapor dinlenildikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra gereği görüşülüp düşünüldü:
Davacı vekili, dava dışı ... Tic. AŞ.'nin müvekkili bankadan 26.06.2000 tarihinde kullandığı KOBİ kredisine davalıların müşterek ve müteselsil kefil olduklarını, krediyi kullanan şirketin temerrüte düşmesi karşısında davalıların da 21.04.2004 tarihinde çekilen ihtarname ile temerrüte düşürüldüklerini, davalılar hakkında başlatılan icra takibinin itiraz üzerine durduğunu, davalıların asıl borçlu şirketin ortağı olduklarını, dolayısı ile ne miktar için kefil olduklarını bilebilecek durumda bulunduklarını, yapılan icra takibi sırasında 163.000,00 TL'nin ipoteğin paraya çevrilmesi neticesinde tahsil olunduğunu, davalıların halen 178.587,00 TL asıl alacak, 345.063,00 TL temerrüt faizi ve 17.253,00 TL BSMV olmak üzere toplam 540.903,00 TL borçlarının bulunduğunu ileri sürerek, bu miktar alacağın ihtar ve temerrüt tarihinden itibaren asıl alacağa uygulanacak %35 temerrüt faizi üzerinden hesaplanacak faizi ile birlikte davalılardan tahsilini talep ve dava etmiştir.
Birleşen davada davacılar vekili, davalı bankanın ... İcra Müdürlüğü'nün 2004/1608 Esas sayılı dosyası ile davacılar hakkında dava dışı ... A.Ş. ile yapmış olduğu 26.06.2000 tarihli sözleşmeye istinaden icra takibine başlattığını, icra takibinin dayanağı olan kredi sözleşmelerinin müvekkillerince, kefil olarak imzalandığını, sözleşmenin herhangi bir rakam içermediğini, kefalet sözleşmesinde kefillerin sorumlu olacağı miktar belirtilmediği için sözleşmenin geçersiz olduğunu ileri sürerek, müvekkillerinin borçlu olmadıklarının tespitine, icra takibinin iptaline, %40 oranında kötüniyet tazminatına karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı ... vekili, davanın reddini istemiştir.
Mahkemece, asıl davanın kısmen kabulüne, birleşen davanın açılmamış sayılmasına dair verilen karar asıl davada davacı- birleşen davada davalı banka vekilinin temyizi üzerine asıl davada davacı-birleşen davada davalı yararına bozulmuştur.
Bu kez asıl davada davacı-birleşen davada davalı banka vekili karar düzeltme isteminde bulunmuştur.
Yargıtay ilamında benimsenen gerektirici sebeplere göre, asıl davada davacı-birleşen davada davalı banka vekilinin HUMK’nın 440. maddesinde sayılan hallerden hiçbirini ihtiva etmeyen karar düzeltme isteğinin reddi gerekir.
SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerden dolayı, asıl davada davacı-birleşen davada davalı banka vekilinin karar düzeltme isteğinin HUMK’nın 442. maddesi gereğince REDDİNE, karar düzeltme isteyen asıl davada davacı-birleşen davada davalı banka harç ve cezadan muaf olduğundan harç ve ceza alınmasına mahal olmadığına, 13/05/2014 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.