MAHKEMESİ : FİKRÎ VE SINAÎ HAKLAR HUKUK MAHKEMESİ
Taraflar arasında görülen davada.... Fikrî ve Sınaî Haklar Hukuk Mahkemesi’nce verilen 30/01/2014 tarih ve 2011/208-2014/9 sayılı kararın Yargıtayca incelenmesi davalı vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Davacı vekili; müvekkilinin 1963 yılından beri otomobil yedek parça sektöründe dünyaca tanınan markaların yedek parça üreticisi olarak faaliyet gösterdiğini, ticaret unvanının baş harflerinden oluşan markasını bu tarihten itibaren yoğun ve aralıksız olarak kullandığını, Türkiye'de 1970'li yıllardan beri gerek bizzat gerekse yerli dağıtıcı şirketler aracılığıyla markasını kullanarak faaliyette bulunduğunu, dava dışı ....Otomotiv Tur. Taş. Dan. Tic. Ltd. Şirketi'nin müvekkilinin distribütörü olduğunu, davalının yönetim kurulu üyesi ve ortağı olduğu şirketlerin ortakları arasında müvekkilin distribütörlüğünü yapan şirketin ortaklarının da yer aldığını, bu nedenle davalının markanın müvekkiline aidiyetini bilmemesinin sözkonusu olamayacağını, zira distribütör şirketi temsilen .... tarafından 24.7.2009 tarihinde müvekkile ait markanın tescil başvurusunda bulunulduğunun bildirilmesi üzerine buna müvekkilince itiraz edildiğini, müvekkilinin....nezdinde yaptığı başvuru neticesinde davalı adına tescil edilmiş markayı öğrendiğini ileri sürerek 556 sayılı KHK'nın 8/3 ve 42. maddeleri gereğince kötüniyetli tescil nedeniyle davalı adına TPE nezdinde 20.1.2010 tarih 2009/03892 noda tescilli “....” ibareli markanın hükümsüzlüğüne karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili; davalının marka nedeniyle Türkiye'de bilinirliğinin olmadığını, kötüniyetli tescilden söz edilemeyeceğini, müvekkilinin gelecekte planladığı yatırımlarda kullanmak amacıyla markayı tescil ettirdiğini savunarak davaının reddini istemiştir.
Mahkemece, iddia, savunma ve tüm dosya kapsamına göre; “....” ibareli markanın davacı tarafından 1976 yılından beri tescilsiz olarak kullanıldığı, davalının bu kullanımdan ve markadan haberdar olduğu, buna rağmen kötüniyeli olarak markayı adına tescil ettirdiği, kötüniyetin varlığı nedeniyle markanın tescilli olduğu tüm emtialar yönünden hükümsüz olacağı gerekçesiyle davalı adına TPE nezdinde 2009/03892 noda kayıtlı “....” ibareli markanın hükümsüzlüğüne ve sicilden terkinine karar verilmiştir.
Kararı, davalı vekili temyiz etmiştir.
Dava dosyası içerisindeki bilgi ve belgelere, mahkeme kararının gerekçesinde dayanılan delillerin tartışılıp, değerlendirilmesinde usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmamasına göre, davalı vekilinin tüm temyiz itirazları yerinde değildir.
SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerden dolayı, davalı vekilinin bütün temyiz itirazlarının reddiyle usul ve kanuna uygun bulunan hükmün ONANMASINA, temyiz harcı peşin alındığından başkaca harç alınmasına mahal olmadığına, 30/06/2014 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.
Full & Egal Universal Law Academy