MAHKEMESİ : ... 4.FİKRÎ VE SINAÎ HAKLAR HUKUK MAHKEMESİ
Taraflar arasında görülen davada ... 4.Fikrî ve Sınaî Haklar Hukuk Mahkemesi’nce bozmaya uyularak verilen 11/02/2014 tarih ve 2013/147-2014/30 sayılı kararın Yargıtayca incelenmesi asıl ve birleşen davada davacı vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Davacı vekili, müvekkilinin "..." işletme adını 1995 tarihinden itibaren ticaret siciline kayıtlı olarak kullandığını. 35, 36, 37, 38, 40, 41, 42 no'lu hizmet sınıflarında marka olarak tescil edildiğini, davalının tabelalarında "...-...”, “ ... -..." ibareli 35. sınıfta tescilli markalarının tamamı yerine “...” ibaresini kullandığını, müvekkiline ait “...” markasının tanınmış olduğunu, davalının müvekkilinin markasına tecavüz ve haksız rekabette bulunduğunu ileri sürerek, markaya tecavüz ve haksız rekabetin tespitini, durdurulmasını, manevi tazminata hükmolunmasını, birleşen davada ise davalıya ait markaların hükümsüzlüğünü talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili, müvekkilinin pazarlama stratejisinin orijinal ve kendine özgü olduğunu, ... ibaresinin " ... " ve " ... " ibarelerinin baş harflerinden oluştuğunu, ... nezdinde markalarının tescil edildiğini, markalar arasında görsel ve işitsel benzerlik bulunmadığını, karıştırma ihtimalinin olmadığını savunarak, davanın reddini istemiştir.
Mahkemece bozma ilamına uyularak yapılan yargılama, iddia, savunma, toplanan deliller, benimsenen bilirkişi raporu ve tüm dosya kapsamına göre, bozma ilamı dışında kalarak kesinleşen asıl dava yönünden yeniden bir karar verilmesine yer olmadığına, birleşen davanın ise, bozma ilamına uygun olarak yaptırılan bilirkişi incelemesi sonucunda ibraz edilen bilirkişi raporu uyarıca "..." ibaresi ile "... "ibareleri arasında 556 sayılı KHK'nın 8/1-b hükmü kapsamında iltibas tehlikesinin mevcut olmadığı gerekçesiyle, reddine karar verilmiştir.
Kararı, asıl ve birleşen davada davacı vekili temyiz etmiştir.
Dosyadaki yazılara, mahkemece uyulan bozma kararı gereğince hüküm verilmiş olmasına ve delillerin takdirinde bir isabetsizlik bulunmamasına göre, asıl ve birleşen davada davacı vekilinin bütün temyiz itirazları yerinde değildir.
SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerden dolayı, asıl ve birleşen davada davacı vekilinin bütün temyiz itirazlarının reddiyle usul ve kanuna uygun bulunan hükmün ONANMASINA, aşağıda yazılı bakiye 25,20 TL temyiz ilam harcının temyiz eden asıl ve birleşen davada davacıdan alınmasına, 01/10/2014 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.
Full & Egal Universal Law Academy