MAHKEMESİ : FİKRÎ VE SINAÎ HAKLAR HUKUK MAHKEMESİ
Taraflar arasında görülen davada Fikrî ve Sınaî Haklar Hukuk Mahkemesi’nce verilen 10.12.2013 tarih ve 2011/134-2013/283 sayılı kararın Yargıtayca incelenmesi davacı vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Davacı vekili, müvekkilinin uzun yıllardan bu yana Türkiye'de kalorifer radyatörü üretimi alanında faaliyet gösteren bir şirket olduğunu, satışa arzettiği her bir radyatörü bizzat kendisinin tasarlayıp ürettiğini ve tasarımlarına uygun çeşitli markalar altında satışa sunduğunu, bu kapsamda müvekkilinin radyatör emtiası bakımından "...." ibareli markasının TPE nezdinde 2005/06702 sayı ile tescilli olduğunu, bu kapsamda davalıya ait "...." markasının 556 Sayılı KHK'nın 8/1-b maddesi gereğince tescil edilemeyeceğini, markaların karıştırılma ihtimalinin bulunduğunu ileri sürerek davalı adına 2005/43710 sayı ile tescil edilen "...." ibareli markanın hükümsüzlüğünü talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili, müvekkilinin dava konusu markanın kurucu ve gerçek hak sahibi olduğunu savunarak davanın reddini istemiştir.
Mahkemece, iddia, savunma ve benimsenen bilirkişi raporuna göre, dava konusu markalar arasında iltibas söz konusu olup TPE nezdinde davalının tescil başvurusu davacıdan sonra ise de, 556 sayılı KHK'nın 8/3. maddesi anlamında yapılan değerlendirmede, davalının .... ibareli markasının tanınmış marka statüsünde olduğu, bu halin de ülkesellik prensibinin istisnası niteliğinde olduğu, dosyaya sunulan mailler ve davacı ile davalının ortak çalışması nazara alındığında da, .... ile ilgili tasarımı davacının Türkiye'deki marka başvurusundan daha önce yaptığı ve davalı adına yapılan .... ibareli ürün tasarımı sebebiyle de davalının KHK'nın 8/3 ve 11. maddeleri kapsamında davacının bu ibareyi markasal olarak tescil ettirme girişimine itiraz hakkının bulunduğu, dolayısıyla davacının iltibasa konu dayanak markasının tescilinde iyi niyetli kabul edilemeyeceği gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
Kararı, davacı vekili temyiz etmiştir.
Dava dosyası içerisindeki bilgi ve belgelere, mahkeme kararının gerekçesinde dayanılan delillerin tartışılıp, değerlendirilmesinde usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmamasına ve davalı markasının tanınmış olduğuna ilişkin mahkeme gerekçesi yerinde olmayıp, aynı zamanda 556 sayılı KHK'nın 42. maddesine dayalı olarak açılan davada davacının marka tescilinde kötü niyetli olup olmadığının tartışılma yeri de bulunmamakla birlikte; mahkemenin karar gerekçesinde açıkladığı diğer hususların isabetli bulunmasına göre, davacı vekilinin tüm temyiz itirazları yerinde değildir.
SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerden dolayı, davacı vekilinin bütün temyiz itirazlarının reddiyle usul ve kanuna uygun bulunan hükmün ONANMASINA, temyiz harcı peşin alındığından başkaca harç alınmasına mahal olmadığına, 30.06.2014 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.
Full & Egal Universal Law Academy