MAHKEMESİ:TİCARET MAHKEMESİ
Taraflar arasında görülen davada Asliye Ticaret Mahkemesi’nce verilen 25/12/2013 tarih ve 2013/246-2013/643 sayılı kararın Yargıtayca incelenmesi davalı vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Davacı vekili, davalının kazandığı ihale sebebiyle talep üzerine müvekkilinin araçlarını davalıya tahsis ettiğini ve personel taşıma hizmeti verdiğini, ancak bu hizmet karşılığı kesilen faturaların ödenmediğini, icra takibi başlatılmış ise de itiraz üzerine takibin durduğunu belirterek itirazın iptaline, takibin devamına, borçlu aleyhine %20'den az olmamak üzere icra inkar tazminatına hükmedilmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili, müvekkili şirketin ihale yoluyla aldığı İstanbul Vergi Dairesi personelinin taşıma işinde davacının müvekkili şirkete taşımacılık hizmeti verdiğini, davacının taşıma hizmetini kusurlu ifa etmesi sebebiyle vergi dairesince müvekkiline ceza kesildiğini, bu cezaların davacıya yansıtıldığını, bu kapsamda müvekkilinin davacıya borcunun bulunmadığını belirterek davanın reddine, %20 kötü niyet tazminatının davacıdan tahsiline karar verilmesini istemiştir.
Mahkemece, iddia, savunma, bilirkişi raporu ve toplanan delillere göre, davalının ihaleye girerek İstanbul Vergi Dairesi'nin personelini taşıma işini üstlendiği, bu kapsamda aynı sektörde faaliyet gösteren davacıdan hizmet satın aldığı, idarece tahakkuk ettirilen idari para cezalarından davacının sorumlu olacağını içerir yazılı bir belgenin ibraz edilemediği, yine idari para cezalarına ilişkin olarak davalı tarafından davacıya yapılmış herhangi bir bildirim ya da davacının kabulü sonucunu doğuracak ticari defterinde herhangi bir kaydın tespit edilemediği, davalı ile idare arasında gerçekleştirilen sözleşme şartlarının davacıyı da kapsadığı yönünde bir sözleşmenin ibraz edilemediği, idari para cezalarından davacının sorumlu tutulamayacağı, takibe konu faturaların davalının ticari defterlerine işlendiği, esasen fatura bedeline herhangi bir itirazında bulunmadığı, alacağın likit olduğu, davacının faturalar gereğince davalıyı temerrüte düşürmediği, davalının talep ettiği kötü niyet tazminat şartlarının oluşmadığı gerekçesiyle davanın kısmen kabulüne, icra takibine itirazın 8.284,00 TL asıl alacak yönünden iptaline, bu miktar üzerinden takibin devamına, takip tarihinden itibaren asıl alacağa değişen oranlarda avans faizi uygulamasına, 8.284,00 üzerinden hesap edilecek %20 icra inkâr tazminatının davalıdan tahsiline karar verilmiştir.
Kararı, davalı vekili temyiz etmiştir.
Dava dosyası içerisindeki bilgi ve belgelere, mahkeme kararının gerekçesinde dayanılan delillerin tartışılıp, değerlendirilmesinde usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmamasına göre, davalı vekilinin tüm temyiz itirazları yerinde değildir.
SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerden dolayı, davalı vekilinin bütün temyiz itirazlarının reddiyle usul ve kanuna uygun bulunan hükmün ONANMASINA, aşağıda yazılı bakiye 424,40 TL temyiz ilam harcının temyiz edenden alınmasına, 16/06/2014 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.