MAHKEMESİ :FİKRİ VE SINAÎ HAKLAR HUKUK MAHKEMESİ
Taraflar arasında görülen davada Beyoğlu (Kapatılan) Fikri ve Sınaî Haklar Hukuk Mahkemesi’nce verilen 31.05.2011 tarih ve 2009/91-2011/91 sayılı kararın Yargıtayca incelenmesi davalı ... tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Davacı vekili, müvekkilinin tanınmış .... markasının sahibi olduğunu, davacının .... ibareli markası ile Medusa Başı şeklinin ...nezdinde tescilli bulunduğunu, davalıların davacıya ait tescilli ve dünyaca ünlü tanınmış markaları haksız ve izinsiz olarak kozmetik ürünlerine ait ambalajlar üzerinde kullandığını, müvekkiline ait .... markalarında yer alan desenlerin 5846 sayılı Yasa kapsamında eser niteliğinde olduğunu ileri sürerek, davalıların, davacı firmanın marka ve telif haklarına tecavüz ve haksız rekabet teşkil eden fiillerinin tespiti, durdurulması ve men’i ile şimdilik marka hakkına tecavüzden dolayı 3.500 TL maddi tazminat, 4.000 TL itibar tazminatı ve 2.000 TL manevi tazminatın, FSEK kapsamında telif hakkına aykırılık nedeniyle 1.500 TL maddi ve 1.500 TL manevi tazminatın faiziyle birlikte davalılardan tahsilini talep ve dava etmiştir. Davacı vekili ıslah dilekçesi ile FSEK kapsamında talep ettiği maddi tazminat istemini 14.625 TL'ye çıkarmıştır.
Davalı ..., diğer davalı firmanın yetkilisi olduğunu, matbaacılık üzerine faaliyet gösterdiğini, ele geçen malları iş yerine bir müşterinin bıraktığını, kendisinin sadece etiket bastığını, talep edilen tazminat bedelinin yüksek olduğunu savunarak, davanın reddini istemiştir.
Mahkemece, iddia, savunma, bilirkişi raporları ve tüm dosya kapsamına göre, kısa karar yazılırken maddi hata sonucu davacının telif hakkına aykırılık nedeniyle hak kazandığı toplam bedel 14.625 TL olarak yazılacakken sehven 4.875,00 TL olarak yazıldığı, bu durumun kısa hükmün tamamı okunduğunda anlaşılabildiği gerekçesiyle davanın kısmen kabulüne, davalıların davacının tescilli marka ve telif haklarına tecavüz ve haksız rekabet teşkil eden fiillerinin tespitine, men'ine, davacının fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak üzere markaya tecavüz nedeniyle hak kazandığı 3.500 TL maddi tazminat, 500 TL itibar tazminatı,
500 TL manevi tazminatın, FSEK’nın 68. maddesi kapsamında telif hakkına aykırılık nedeniyle hak kazandığı toplam 4.875 TL maddi tazminatın 1.500 TL'sinin dava tarihinden itibaren, kalan 13.125 TL’sinin ıslah tarihinden itibaren işleyecek faiziyle birlikte, davacının telif hakkına aykırılık nedeniyle hak kazandığı 500 TL manevi tazminatın faiziyle davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsiline, fazlaya ilişkin istemin reddine, .... Cumhuriyet Başsavcılığı’nın 2008/118409 soruşturma nolu dosyasında adli emanete alınan ve adli emanetin 2008/11291 sırasında kayıtlı davalıların işyerinde ele geçen ve el konulan .... ve markalı taklit ürünlerin, baskı filmlerin ve serigrafi kalıplara karar kesinleşene kadar ihtiyati tedbir konulmasına, karar kesinleştiğinde marka ve telif hakkına tecavüz teşkil eden ürünlerin imhasına, hükmün ilanına karar verilmiştir.
Kararı davalı ... temyiz etmiştir.
Dava dosyası içerisindeki bilgi ve belgelere, mahkeme kararının gerekçesinde dayanılan delillerin tartışılıp, değerlendirilmesinde usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmamasına ve mahkemece hükme esas alınan bilirkişi raporunda 5846 sayılı Yasa’nın 68. maddesi uyarınca talep edilebilecek tazminatın rayiç değerinin 4.875,00 TL olup üç katının 14.625,00 TL olarak hesaplanmasına, mahkeme gerekçesinde de bu meblağın kabul edildiğinin açıklanmasına rağmen hükümde toplam telif tazminatı 14.625,00 TL yazılacakken 4.875,00 TL yazılması maddi hata niteliğinde olup bu maddi hatanın FSEK’nın 68. maddesine göre tazminata ilişkin hükmün fıkrasının tamamının okunması halinde (…maddi tazminatın 1.500,00 TL’sinin dava tarihinden itibaren, kalan 13.125 TL’sinin ıslah tarihinden itibaren işleyecek faiziyle birlikte davalıdan tahsiline denilmiş olup 1.500,00 TL + 13.125,00 TL = 14.625,00 TL olmakla) anlaşılıyor olmasına ve söz konusu maddi hatanın mahallinde her zaman düzeltilmesinin mümkün bulunmasına göre davalı ...’ın tüm temyiz itirazlarının reddine karar vermek gerekmiştir.
SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle davalı ...’ın temyiz itirazlarının reddiyle usul ve yasaya uygun bulunan hükmün ONANMASINA, aşağıda yazılı bakiye 1.048,55 TL temyiz ilam harcının temyiz eden davalı ...'dan alınmasına, 13.06.2014 tarihinde oyçokluğuyla karar verildi.
MUHALEFET ŞERHİ
Mahkemece davacının mali hakları kullanma yetkisine sahip olduğu güzel sanat eseri niteliğindeki eser üzerindeki çoğaltma haklarının ihlal edildiği gerekçesiyle talep gibi 5846 sayılı kanunun 68.maddesi uyarınca üç kat telif tazminatına hükmedilmiş ise de; Kanun'un 68. maddesinin 1. Fıkrası'nda eseri, icrayı, fonogramı veya yapımları hak sahiplerinden bu Kanuna uygun yazılı izni almadan, işleyen, çoğaltanların “bu Kanun hükümleri uyarınca tespit edilecek rayiç bedelin en çok üç kat fazlasını” isteyebileceği belirtilmiş olup, aynı kanunun 66/3 fıkrası gereğince mahkeme, mali haklara tecavüz halinde, “tecavüzün şümulünu, kusurun olup olmadığını, varsa ağırlığını” takdir etmek durumunda bulunduğundan, dava konusu olayda talep edilebilecek “en çok üç kat fazla” tazminatın tecavüzün şümulüne ve kusurun ağırlığına göre belirlemek yetkisinin mahkeme hâkimine ait olduğu, BK’nun 43/1 maddesinin de bu yetkiyi desteklediği, mahkemenin bu hususları tartışmadan doğrudan belirlenen rayiç bedelin üç katına hükmetmesinin isabetsiz bulunduğu, Anayasa Mahkemesinin konu ile ilgili 28.2.2013 gün 2012/133 Esas 2013/33 sayılı kararında yer verilen-maddedeki “üç katı” ibaresi ile- “hak sahiplerinin dava yoluyla isteyebileceği bedele üst sınır getirildiği, hâkimin taleple bağlı olduğuna dair veya takdir yetkisine ilişkin olumsuz bir düzenleme içermediği, bu sınır içerisinde kalmak şartıyla hâkimin dosya içeriği ve talebi de gözeterek takdir yetkisi kullanacağının açık olduğu ve her dava konusu olayda tartışılması ve değerlendirmesi gerektiği” şeklindeki gerekçenin de muhalefet görüşüm doğrultusunda bulunduğu ve hükmün bu nedenlerle bozulması gerektiği kanaatinde olduğumdan sayın çoğunluğun görüşüne katılmıyorum.
Full & Egal Universal Law Academy