MAHKEMESİ:TİCARET MAHKEMESİ
Taraflar arasında görülen davada Asliye Ticaret Mahkemesi’nce verilen 04.07.2013 tarih ve 2011/326-2013/189 sayılı kararın Yargıtayca incelenmesi davacı vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Davacı vekili, işletmeciliğini davalı şirketin yaptığı .... gemisinin önce ..., sonra ... ve daha sonra ... gemileri ile çatışarak deniz kazasına neden olduğunu, müvekkilinin ise bir klas müessesesi olarak anılan deniz kazasını müteakip .... gemisine sörvey hizmeti verdiğini ve bu hizmetlere ilişkin faturalar düzenlendiğini, faturaların bir kısmının merkez tarafından doğrudan, diğerlerinin de ... Şubesi tarafından davalıya gönderildiğini ancak, davalı tarafından herhangi bir ödeme yapılmadığını ileri sürerek, 22.627,06 USD ve 9.033,00 Euro alacaklarının BK'nın 83. maddesi uyarınca fiili ödeme günündeki kur karşılığı Türk Lirası olarak faiziyle birlikte davalıdan tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili, müvekkilinin sadece geminin işleteni olduğunu, gemi donatanı olan Northern Star Shipping SA ile arasında acentelik ilişkisi bulunmadığını, bu nedenle donatana izafeten müvekkiline husumet yöneltilmesinin mümkün olmadığını, ayrıca davada donatanın ikametgahı olan Panama Mahkemeleri'nin yetkili olduğunu, dava konusu faturaların müvekkiline tebliğ edilmediğini, davacının sörvey faaliyetlerini gereği gibi ifa etmediğini savunarak, davanın usul ve esastan reddini istemiştir.
Mahkemece iddia, savunma ve tüm dosya kapsamına göre, şubenin bir merkeze bağlı olduğu halde müstakil sermayesi ve müstakil muhasebesi bulunan veya muhasebesi merkezde tutulduğu ve müstakil sermayesi olmadığı halde kendi başına ticari muamele yapan yer olup, kendi başına işlem yapabilirse de bu işlemden doğan hak ve borçların merkeze ait olduğu, şubelerin (bağlı oldukları merkezden ayrı) tüzel kişiliklerinin ve bu nedenle taraf ve dava ehliyetinin de bulunmadığı, fakat tüzel kişiliğin tüzüğünde şubelerin de organ olduğu (tüzel kişiyi temsil edebileceği) kabul edilmiş ise ancak bu durumda şubenin tüzükte açıkça
yazılı olması halinde bağlı olduğu tüzel kişi adına dava açabileceği, şayet bağlı olduğu tüzel kişinin tüzüğünde şubenin tüzel kişiyi temsil edebileceği yazılı değil ise tüzel kişi adına dava açmasının da mümkün olmadığı, şubenin tüzel kişiyi bu şekilde temsil yetkisi olsa bile davanın şube tarafından tüzel kişi (merkez) adına açılması gerektiği, somut uyuşmazlıkta .... Merkezi ABD .... Şubesi'nin kendi adına dava açtığı, dava konusu alacak iddiasına dayanak dört faturadan ikisinin davacı ... Şubesi tarafından, üçüncüsünün Hindistan Şubesi tarafından, dördüncüsünün İtalya Şubesi tarafından düzenlendiği, alacak iddiasına dayanak davacı ... Şubesi tarafından düzenlenen iki faturanın şubenin işlemlerinden olduğu, Yargıtay Hukuk Genel Kurulu'nun 02.06.2010 tarih, 2010/19-250 Esas, 2010/300 Karar sayılı emsal nitelikteki ilamı, davacı şubenin kendi adına değil, ancak tüzel kişi adına dava açabilecek olması karşısında davalı tarafça yetki ilk itirazında da bulunulan davada dava şartlarının ilk itirazlardan önce incelenmesi gerektiği gerekçesiyle, davanın aktif dava ehliyeti yokluğundan reddine karar verilmiştir.
Kararı, davacı vekili temyiz etmiştir.
Dava dosyası içerisindeki bilgi ve belgelere, mahkeme kararının gerekçesinde dayanılan delillerin tartışılıp, değerlendirilmesinde usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmamasına göre, davacı vekilinin tüm temyiz itirazları yerinde değildir.
SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerden dolayı, davacı vekilinin bütün temyiz itirazlarının reddiyle usul ve kanuna uygun bulunan hükmün ONANMASINA, temyiz harcı peşin alındığından başkaca harç alınmasına mahal olmadığına, 11.06.2014 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.