MAHKEMESİ:FİKRİ VE SINAÎ HAKLAR HUKUK MAHKEMESİ
Taraflar arasında görülen davada Fikri ve Sınaî Haklar Hukuk Mahkemesi’nce verilen 09/10/2013 tarih ve 2013/43-2013/196 sayılı kararın Yargıtayca incelenmesi davalılar vekilleri tarafından ayrı ayrı istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Davacı vekili, müvekkilinin tanınmışlık vasfı taşıyan,.... sınıf mal ve hizmetleri içeren... ibareli tescilli markasına iltibas ve tecavüz oluşturan, ayrıca onun tanınmışlığından haksız yarar sağlayacak, onun itibar ve ayırt edici karakterini zedeleyecek nitelikteki, davalıya ait "bankada ....+şekil" ibareli 9, 35, 36, 38, 41 ve 42. sınıf ürün ve hizmetleri içeren marka tescil başvurusunun ilânı üzerine iltibas ve tanınmışlık vakıasına dayalı olarak başvurunun reddi arzusunu içeren itirazlarının YİDK tarafından, işaret ve markaların karıştırılmayacağı ve ilişkilendirilmeyeceği gerekçesiyle reddedildiğini ileri sürerek, kurum kararının iptaline ve davalı adına tescil olunan markanın hükümsüzlüğüne karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı TPE ve şirket vekilleri, kurum tarafından yapılan işlemlerin hukuka uygun bulunduğunu, zira davacı markası ile davalı başvurusunun konusu olan işaret arasında görsel, işitsel ve anlamsal düzeyde iltibas olasılığı bulunmadığını, .... ibaresinin üniversite öğrencilerine sunulan hizmetlerle ilgili sektörde yaygın biçimde kullanılan bir ibare olduğu, anılan sektörde tali unsur olarak ve farklı ibarelerle birlikte kullanılmasının mümkün olduğunu, bu sebeple görsel, sescil ve anlamsal olarak bıraktıkları umumi intiba itibariyle davacı markasıyla davalının başvurusunun ilişkilendirilmeyeceğini ve iltibas doğmayacağını, başvurunun davacı markasından haksız yarar sağlanmasının yahut itibar veya ayırt ediciliğini zedeleme ihtimalinin de bulunmadığını savunarak, davanın reddini talep etmişlerdir.
Mahkemece, davacının markasının asıl ve ayırt edici unsurunun.... ibaresinden oluştuğu, markada ... kelimesinin küçük biçimde .... kelimesinin ise oldukça büyük olarak yer aldığı, ... kelimesine göre .... kelimesinin ayırt ediciliği temsil ettiği, .... kelimesinin 9, 16 ve 36. sınıf ürün ve hizmetler bakımından derhâl ve doğrudan doğruya ürün ve hizmetlerin cinsini, vasfını veya herhangi bir hâlini belirtmediğinden somut ve soyut olarak ayırt edicilik vasfının bulunduğu, davalı başvurusunun konusu olan işaretin "bankada .... şekil" ibare ve biçiminden oluştuğu, asıl ve ayırt edici unsurlardan birinin ve en önemlisinin .... sözcüğü olduğu, diğer unsurların ayırt edicilikte bu sözcüğe göre geri plânda kaldığı, .... ve "bankada .... şekil" sözcükleri arasında görsel, anlamsal ve sescil bir
farklılık olmadığı, zira hemen herkesin anılan ibareyi aynı biçimde görüp algılayacağı ve okuyacağı, ikisi arasında ayırt ediciliğini sağlayan bir fark olmadığının derhâl ve ilk bakışta algılanabileceği, aralarındaki farklılıkların anlamsal, görsel ve sescil olarak iki işaret arasında var olan genel izleminden doğan benzerliğin etkilerini geri plâna atmaya elverişli olmadığı, davacının markalarının 9 ve 36. sınıf ürün ve hizmetleri içerdiği, başvuru kapsamında yer alan 9 ve 36. sınıf ürün ve hizmetlerin tamamının davacı markalarının kapsamında aynen yer aldığı, yani bu ürün ve hizmetler yönünden başvuru ile davacı markasının aynı tür olduğu, esasen kullanım yöntemleri, hedeflenen halk kesimleri, kullanım amaçları, birbirini tamamlama ve biri yerine diğerinin ikame edilebilme olanağı karşısında aynı tür sayılmalarının da zorunlu olduğu, buna karşın davalı başvurusunun kapsamında bulunan 35, 38, 41 ve 42.sınıf hizmetlerin davacı markasının kapsamında yer almadığı, davacının ... .... ibareli markasının tanınmışlık vasfının bulunmadığı, bu sebeple farklı tür mal ve hizmetler bakımından davalı başvurusunun engellenmesinin mümkün olmadığı kanısına varıldığından, davalı kurum kararının 9 ve 36.sınıf ürün ve hizmetler yönünden hukuka uygun bulunmadığı, diğer yönlerden ise hukuka uygun olduğu gerekçesi ile davanın kısmen kabulüne, TPE YİDK kararının, 9 ve 36. sınıf ürün ve hizmetler yönünden iptaline, sair yönlerden iptal isteminin reddine, davalı adına tescil olunan markanın 9 ve 36.sınıf ürün ve hizmetler yönünden hükümsüzlüğü ile sicilden terkinine, sair yönlerden hükümsüzlük isteminin reddine karar verilmiştir.
Kararı davalılar vekilleri ayrı ayrı temyiz etmiştir.
Dava dosyası içerisindeki bilgi ve belgelere, mahkeme kararının gerekçesinde dayanılan delillerin tartışılıp, değerlendirilmesinde usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmamasına ve uyuşmazlığın hakimin hukuki bilgisi ile çözümlenebilecek olmasına göre, davalılar vekillerinin tüm temyiz itirazları yerinde değildir.
SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle, davalılar vekillerinin bütün temyiz itirazlarının reddiyle usul ve kanuna uygun bulunan hükmün ONANMASINA, temyiz harcı peşin alındığından davalılardan başkaca harç alınmasına mahal olmadığına, 11.06.2014 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.