MAHKEMESİ:FİKRİ VE SINAÎ HAKLAR HUKUK MAHKEMESİ
Taraflar arasında görülen davada Fikri ve Sınaî Haklar Hukuk Mahkemesi’nce verilen 11/12/2013 tarih ve 2013/37-2013/236 sayılı kararın Yargıtayca incelenmesi davalılar vekilleri tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Davacı vekili, müvekkili şirketin ticaret unvanının .... San. Tic. A.Ş. olduğunu .... ibareli 21 ve 35. sınıf ürün ve hizmetleri de içeren birçok tanınmış markanın da sahibi olduğunu, davalının 07.07.2010 tarihinde "..." ibareli, 21 ve 35. sınıf ürün ve hizmetleri içeren marka tescil başvurusunda bulunduğunu, müvekkili markaları mesnet gösterilerek başvuruya itiraz ettiklerini ancak itirazlarının reddedildiğini, başvurunun tescilinin müvekilinin markaları ile iltibasa sebebiyet vereceği gibi, onların tanınmışlığından haksız yarar sağlayıp itibar ve ayırt edici karakterini zedeleyeceğini ileri sürerek YİDK kararının iptali ile davalı adına tescil edilen markanın hükümsüzlüğü ile sicilden terkinine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı TPE ve ... vekilleri, ayrı ayrı dava konusu başvuru ile davacının "...." ibareli markaları ile ortalama alıcıları iltibasa düşürebilecek derecede benzer bulunmadığını, çünkü davacının KÜTAHYA şehir ismi üzerinde bir inhisar hakkı bulunmadığını, "...." sözcüğünün coğrafi bir bölgeye işaret etmediğini savunarak davanın reddine karar verilmesini istemişlerdir.
Mahkemece, iddia, savunma ve tüm dosya kapsamı uyarınca dava konusu işaretin .... olduğu, bu ibareli işaretin 21 ve 35. sınıf ürün ve hizmetler bakımından tescili davacının ticaret unvanı ve marka tescilinden doğan haklarına tecavüz oluşturacak nitelikte bulunduğu, dava konusu ibarenin yeteri derecede ayırt edici olmadığı ve davacı markası ile arasında yeterli farklılık bulunmadığı, var olan farklılığın da görsel, anlamsal ve sescil olarak iki işaret arasında var olan genel izleniminden doğan benzerliğin etkilerini geri plâna atmaya elverişli olmadığı gerekçesiyle davanın kabulüne karar verilmiştir.
Kararı, davalılar vekilleri temyiz etmiştir.
Dava dosyası içerisindeki bilgi ve belgelere, mahkeme kararının gerekçesinde dayanılan delillerin tartışılıp, değerlendirilmesinde usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmamasına göre, davalılar vekilinin tüm temyiz itirazları yerinde değildir.
SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerden dolayı, davalılar vekilinin bütün temyiz itirazlarının reddiyle usul ve kanuna uygun bulunan hükmün ONANMASINA, temyiz harcı taraflardan peşin alındığından başkaca harç alınmasına mahal olmadığına, 30/06/2014 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.