MAHKEMESİ :TİCARET MAHKEMESİ
Taraflar arasında görülen davada Asliye Ticaret Mahkemesi’nce verilen 26.11.2013 tarih ve 2010/649-2013/433 sayılı kararın Yargıtayca incelenmesi davacı vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Davacı vekili, davalı ile kurdukları adi ortaklığın sonlandırıldığını ve bu ortaklığa ait işletmenin davacı tarafından devralındığını, adi ortaklığın sona erdirilmesiyle birlikte taraflar arasında, rekabet yasağı öngören 13/10/2008 tarihli sözleşmenin imzalandığını, davalının rekabet yasağını ihlal ederek damadı adına Tezel Kurye unvanlı bir ticari işletme açtığını, bu işletmenin faaliyet konusunun sona erdirilen adi ortaklığın faaliyet konusu ile aynı olduğunu, cezai şart ödemek istemeyen davalının kendisini gizlemek için işletmeyi damadı adına açtığını gerçekte bu işletmenin davalıya ait olup davalının davacının müşteri çevresini kendisine çekmek amacıyla müşterilerle doğrudan bağlantılar kurduğunu ve müşterilere, adi ortaklığın dağıldığını ve bundan sonra kendi işletmesi ile ticari ilişkiyi sürdüreceğini bildirdiğini ileri sürerek davalının rekabet yasağını ihlali nedeniyle sözleşmede kararlaştırılan 50.000 TL cezai şartı alacağının ve uğranılan zararlara karşılık 5.000,00 TL maddi tazminatın tahsilini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili, rekabet yasağına ilişkin sözleşmenin geçerli olmadığını, geçerli kabul edilse bile rekabet yasağına aykırı davranmadığını savunarak davanın reddini istemiştir.
Mahkemece, iddia, savunma, benimsenen bilirkişi raporu ve tüm dosya kapsamına göre, davalının imzaladığı taahhütnamede, davalının iş yeri kurması veya aynı alanda iktisadi faaliyette bulunmasının değil, adi ortaklığın müşterilerinin davalının açacağı iş yerine çekilmeye çalışılması yasaklandığından 818 sayılı BK'nın 349. maddesine aykırı olmayıp geçerli olduğu ancak davacının, davalının anılan yasağa aykırı hareket ettiğini kanıtlayamadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
Kararı, davacı vekili temyiz etmiştir.
Dava dosyası içerisindeki bilgi ve belgelere, mahkeme kararının gerekçesinde dayanılan delillerin tartışılıp, değerlendirilmesinde usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmamasına göre, davacı vekilinin tüm temyiz itirazları yerinde değildir.
SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerden dolayı, davacı vekilinin bütün temyiz itirazlarının reddiyle usul ve kanuna uygun bulunan hükmün ONANMASINA, temyiz harcı peşin alındığından başkaca harç alınmasına mahal olmadığına, 25.06.2014 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.
Full & Egal Universal Law Academy