MAHKEMESİ:TİCARET MAHKEMESİ
Taraflar arasında görülen davada ... Asliye Ticaret Mahkemesi’nce verilen 23.12.2013 tarih ve 2013/106-2013/420 sayılı kararın Yargıtayca incelenmesi davacı vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler elektronik ortamda okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Davacı vekili; 09.03.2010 tarihli ortaklık sözleşmesi gereğince davalı tarafından devralınan hisselere karşılık olmak üzere ödemesi gereken 170.000,00 TL'ndan bakiye kalan 8 adet toplam 40.000,00 TL bedelli senetleri vadelerinde ödemek istememesi üzerine ortaklar arasında anlaşmazlık başladığını, anılan senetlerin tahsili amacıyla icra takibine girişildiğini ancak takibin semeresiz kaldığını, davalının ortaklık hissesi olarak koyduğu bedelin kendisine nakden ve defaten ödenmesi şartıyla ortaklıktan ayrılmak istediğini, müvekkilinin ise ortaklığın yeni tesis edilmesi ve şirketin henüz kâr etmemesi nedeni ile bu talebi kabul etmediğini, bu nedenle davalı tarafından açılan şirketin feshi davasının reddedildiğini, davalı tarafın ortak olarak üstlendiği edimlerini yerine getirmediğini ve müvekkilini tehdit ettiğini, davalının ağır suç teşkil eden eylemlerinin şirket ortaklığından çıkartma için gerekli haklı sebeplerinin varlığına kanıt olduğunu ileri sürerek davalının ortaklıktan haklı nedenler ile çıkartılmasına ve şirketin tek ortaklı olarak müvekkili adına devamına karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili; açılan davanın yerinde olmadığını, davacının sözleşmenin imzalandığı tarihten itibaren şirketin içini boşalttığını, şirketi kötüniyetli olarak kendisine borçlandırdığını, şirket parasını kendi hesaplarında kullandığını, şirketin kârına el koyduğunu, şirketi ve kendisini zarara uğrattığını savunarak davanın reddine, kayyum tayinine ve dava sonuna kadar cari harcamalar, personel giderleri haricinde şirket hesaplarına tedbir konulmasını istemiştir.
Mahkemece, iddia, savunma, bilirkişi raporu ve tüm dosya kapsamına göre; tarafların şirkette % 50'şer hisseli ortaklar oldukları, TTK'nın ilgili hükümleri çerçevesinde ilgili şirket ortaklar kurulunca davalının şirket ortaklığından çıkarılmasına ilişkin bir ortaklar kurulu kararının bulunmadığı, bu nedenle dava ön şartının gerçekleşmediği gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
Kararı, davacı vekili temyiz etmiştir.
Dava dosyası içerisindeki bilgi ve belgelere, mahkeme kararının gerekçesinde dayanılan delillerin tartışılıp, değerlendirilmesinde usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmamasına göre, davacı vekilinin tüm temyiz itirazları yerinde değildir.
SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerden dolayı, davacı vekilinin bütün temyiz itirazlarının reddiyle usul ve kanuna uygun bulunan hükmün ONANMASINA, temyiz harcı peşin alındığından başkaca harç alınmasına mahal olmadığına, 01.10.2014 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.