MAHKEMESİ :ASLİYE HUKUK MAHKEMESİ
Taraflar arasında görülen davada Asliye Hukuk Mahkemesi’nce verilen 03/10/2012 gün ve 2010/182-2012/467 sayılı kararı onayan Daire’nin 03/10/2013 gün ve 2013/223/2013/17382 sayılı kararı aleyhinde asıl davada davalı birleşen davada davalı vekili tarafından karar düzeltilmesi isteğinde bulunulmuş ve karar düzeltme dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dosya için düzenlenen rapor dinlenildikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra gereği görüşülüp düşünüldü:
Davacı vekili, müvekkili şirketin 27.03.2002 tarihinde ortaklar .... tarafından kurulduğunu, .... ibaresini aynı zamanda marka olarak kullanan müvekkilinin özellikle gayrimenkul komisyonculuğu yaptığını ve bölgede tanındığını, adına tescilli 2007/40696 nolu ".... Akdeniz Gayrimenkul" ibareli markasının da bulunduğunu, ....'in davacı şirketten ayrılarak 2005 yılında kurulan davalı şirkette emlak komisyonculuğu alanındaki ticari faaliyetlerine devam ettiklerini, davalı şirketin müvekkili şirketin tanınmışlığından faydalanmak amacıyla .... ibaresinin marka olarak tescili için başvurduğunu, başvurunun reddi üzerine bu kez 2004/39607 tescil nolu aynı ibareli markayı devraldığını, davalının bu ibareyi ticari unvan ve marka olarak kullanıyor olmasının haksız rekabete ve katlanılması mümkün olmayan karışıklığa yol açtığını ileri sürerek, müvekkili ticaret unvanı ile iltibas yaratan davalı markasının hükümsüzlüğüne ve sicilden terkinine, davalı ticaret unvanındaki .... ibaresinin sicilden silinmesine, davalının oluşturduğu haksız rekabetin men'ine, hüküm özetinin gazetede ilanına karar verilmesini talep ve dava etmiş, birleşen davanın reddini istemiştir.
Davalı vekili, 2005 yılında kurulan müvekkili şirketin üçüncü ortağının, davacı şirket yetkilisi .... olduğunu, ortaklar arasındaki mutabakat neticesinde davalı şirketin ....'e bırakıldığını, davacının tavrının MK'nın 2. maddesine aykırılık teşkil ettiğini, sırf bu nedenle davanın reddinin gerektiğini, müvekkilinin davaya konu ibareyi kullanmasının hukuka uygun olduğunu savunarak, davanın reddini istemiş, birleşen davada ise, her iki firmanın reklam tabelalarında, gayrimenkullere astıkları ilanlarda sadece .... ibaresini kullanmalarının karışıklığa yol açtığını, bu ibareyi emlak sektöründe marka olarak kullanma yetkisinin müvekkiline ait olduğunu, davalının halihazırdaki marka kullanımının tescilli unvan ve markasına uygun bulunmadığını ileri sürerek, müvekkilinin marka hakkına tecavüzün önlenmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Mahkemece asıl ve birleşen davaların reddine karar verilmiş, taraf vekillerince temyiz edilen karar, Dairemizin 03.10.2013 günlü kararında yazılı gerekçelerle onanmıştır.
Asıl davada davacı - birleşen davada davalı vekili bu kez karar düzeltme isteminde bulunmuştur.
Yargıtay ilamında benimsenen gerektirici sebeplere, asıl davanın açılış tarihi ile asıl davanın davalısına ait markanın tescil tarihi arasında hükümsüzlük davalarına ilişkin 5 yıllık hak düşürücü süre dolmamasına karşın, taraflar arasında yapılan protokol uyarınca asıl davanın davalısının kullanımına izin verilen .... ibaresinin marka olarak kullanımı da kapsamına göre, asıl davada davacı - birleşen davada davalı vekilinin HUMK’nun 440. maddesinde sayılan hallerden hiçbirini ihtiva etmeyen karar düzeltme isteğinin reddi gerekir.
SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerden dolayı, asıl davada davacı - birleşen davada davalı vekilinin karar düzeltme isteğinin HUMK’nun 442. maddesi gereğince REDDİNE, aşağıda yazılı bakiye 01,95 TL karar düzeltme harcının ve 3506 sayılı Yasa ile değiştirilen HUMK'nın 442/3. maddesi hükmü uyarınca takdiren 228,00 TL para cezasının karar düzeltilmesini isteyenden alınarak hazineye gelir kaydedilmesine, 06/06/2014 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.
Full & Egal Universal Law Academy