MAHKEMESİ :ASLİYE HUKUK MAHKEMESİ
Taraflar arasında görülen davada Asliye Hukuk Mahkemesi’nce verilen 13/12/2012 gün ve 2011/545-2012/388 sayılı kararı onayan Daire’nin 16/12/2013 gün ve 2013/8477-2013/22900 sayılı kararı aleyhinde davacı vekili tarafından karar düzeltilmesi isteğinde bulunulmuş ve karar düzeltme dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dosya için düzenlenen rapor dinlenildikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra gereği görüşülüp düşünüldü:
Davacı vekili, müvekkilinin 02/05/1994-03/07/2006 tarihleri arasında belirsiz süreli iş sözleşmesi ile davalı şirkette genel müdür olarak çalıştığını, davalı şirketin yapısal değişikliğe gitmeyi planladığını, ancak bu değişiklik sonucu müvekkilinin pozisyonu da değişeceğinden ve şirketin menfaatlerine de aykırı olacağından müvekkilinin muhalif kaldığını, bunun üzerine davalı şirketin 03.07.2006 tarihli ihtarı ile iş akdinin feshedildiğinin bildirildiğini, feshin haksız ve kötüniyetli olduğunu, işçilik alacaklarının ödenmediğini ileri sürerek, fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak üzere 1.000,00 TL kıdem, 1.000,00 TL ihbar, 1.000,00 TL kullanılmamış yıllık ücretli izinlere ilişkin ücret, 1.000,00 TL kötüniyet tazminatı, 10.000,00 TL manevi tazminatın dava tarihinden yasal faizi ile ve 1.000,00 TL Haziran 2006 ücreti ve ödenmemiş sair haklarının faizi ile tahsilini talep ve dava etmiş, 07.04.2008 tarihli ıslah dilekçesi ile toplam 569.124,33 TL talep etmiş, 28.02.2012 tarihli dilekçesi ile 104.145,01 TL ihbar tazminatı, 136.400,00 TL yıllık ücretli izin alacağı, 16.500,00 TL Haziran 2006 ücreti, 10.000,00 TL manevi tazminat olmak üzere toplam 267.045,01 TL alacağın tahsilini istemiştir.
Davalı vekili, davacının müvekkili şirketin hem kurucu hissedarı hem de 03.06.2006 tarihine kadar imzaya yetkili yönetim kurulu üyesi ve yönetim kurulu başkan yardımcısı olduğunu, tüm bunların yanında davacının şirketi bizatihi yönettiğini, dava dilekçesinde bunlardan hiç bahsetmediğini, davacının uzun yıllardır şirketi yönetici ortak sıfatı ile yönettiğini, davacının Mayıs 2006 tarihinde istifa ettiğini çalışanlara bildirdiğini, Mayıs 2006 boyunca şirkete hiç gelmediğini, davacının İş Kanuna tabi işçi olmadığını, SSK'lı dahi olmadığını, davacının iddia ettiği sözleşmenin hizmet akdi olmadığını savunarak, davanın reddini istemiştir.
Mahkemece, dosyanın .... İş Mahkemesi’nden görevsizlik kararı ile geldiği, iş mahkemesinde yapılan yargılama sonucu verilen kararın taraflarca temyizi üzerine Yargıtay 9. Hukuk Dairesi'nin bozma ilamı ile taraflar arasında iş ilişkisinin bulunmayıp vekalet ilişkisi olduğu hususunun kesinleştiği, Haziran ayı itibariyle vekalet alacağının 16.500,00 TL olduğu ve bu ücretin ödenmediğinin anlaşıldığı, yasal koşulları oluşmayan kıdem, ihbar, kötü niyet, yıllık hafta ve genel tatil izinlerine ve manevi tazminata ilişkin istemlerin reddine dair verilen karar taraf vekilleri tarafından temyizi üzerine Dairemizin 16/12/2013 tarihli kararı ile onanmıştır.
Davacı vekili karar düzeltme isteminde bulunmuştur.
Dosyadaki yazılara, mahkeme kararında belirtilip Yargıtay ilamında benimsenen gerektirici sebeplere göre, davacı vekilinin HUMK’nın 440. maddesinde sayılan hallerden hiçbirisini ihtiva etmeyen karar düzeltme isteğinin reddi gerekir.
SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerden dolayı, davacı vekilinin karar düzeltme isteğinin HUMK’nın 442. maddesi gereğince REDDİNE, alınması gereken 52,40 TL karar düzeltme harcı peşin ödenmiş olduğundan yeniden alınmasına yer olmadığına, 3506 sayılı Yasa ile değiştirilen HUMK'nın 442/3. maddesi hükmü uyarınca, takdiren 228,00 TL para cezasının karar düzeltilmesini isteyen davacıdan alınarak Hazine’ye gelir kaydedilmesine, 12/06/2014 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.
Full & Egal Universal Law Academy