MAHKEMESİ:ASLİYE HUKUK MAHKEMESİ
Taraflar arasında görülen davada .... Asliye Hukuk Mahkemesi’nce verilen 23/12/2013 tarih ve 2013/148-2013/666 sayılı kararın Yargıtayca incelenmesi taraf vekilleri tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Davacı vekili, müvekkili şirketin adına tescilli olan "..." markasını 17.10.2008 tarihinden itibaren 10 yıl süre yenileyerek kullandığını, davalı tarafın ise müvekkili adına tescilli olan "..." markasını ismen ve şeklen haksız ve müvekkilinin izni olmaksızın kullandığını, davalının bu eyleminin marka hakkına tecavüz niteliğinde olduğunu ileri sürerek, davalı şirket adına tescilli olunan "Özel ... Tıp Merkezi" ve "..." markasının tescilinin hükümsüzlüğünün tespiti ile sicilden terkinine, davalının müvekkili şirkete ait markaya vaki tecavüzünün önlenmesine, davacının markayı haksız olarak kullanarak haksız kar elde etmesi nedeni ile, fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydı ile, 5.000 TL maddi ve 15.000 TL manevi tazminatın yasal faizi ile birlikte davalıdan tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili "... Tıp Merkezi Ltd.Şti." isminin davalı şirket adına tescilli işletme adı olduğunu ve 2008 yılından bu yana davalı şirket tarafından kullanıldığını, marka ve işletme adının farklı iki kavram olduğu, işletme adı ile bir markaya tecavüz edilmesinin mümkün olmadığını, bu nedenle davacının marka hakkına tecavüz iddiasının yersiz olduğunu ayrıca davacının Bursa'da faaliyet gösterdiğini, davalının ise İstanbul'da faaliyet gösterdiğini, davalının davacının müşterisini elinden almasının mümkün olmadığını savunarak, davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.
Mahkemece, "..." ibareli markanın ilk defa 27.10.1998 tarihinden itibaren 10 yıl süre ile, 44. Sınıfta "Medikal hizmetler, tıbbi ve hijyenik bakım" gibi hizmetler için TPE'de 07.10.1999 tarihinde davacı adına tescil edildiği, 27.10.2008 tarihinden itibaren de 10 yıl süre koruma hakkının yenilendiği, davalı şirketin "..." ibaresini aynı hizmet sektörü olan sağlık hizmetinde kullandığı, davalının bu kullanımının tespit dosya kapsamında alınan bilirkişi raporu ile açıkça belirlenildiği, davacının tescilli markası "..." ile davalının fiili kullanımına konu olan "ÖZEL ... TIP MERKEZİ" ibaresinin karşılaştırılması sonucunda, ... kelimesinin markada tek esaslı unsur konumda olduğu,
davalının kullanımında yer olan "ÖZEL" ve "TIP MERKEZİ" ibarelerinin, sağlık hizmetlerinde ayırt ediciliği bulunmayan, herkes tarafından kullanılan, serbest ibareler olduğu, davacının tescilli markası olan ... ibaresinin, davalı kullanımında da ticaret unvanı olarak kullanımını aşar şekilde markasal olarak kullanılması ve kullanılan diğer kelimelerden ... kelimesinin anlamında, telaffuzunda ve dikkat çekiciliğinde herhangi bir değişikliğe yol açmaması nedeni ile, davalı kullanımı ile davacı markası arasında iltibas oluşturduğu, davalının ... ibareli işareti tabelalarda, evraklarda ve diğer tanıtım vasıtalarında kullandığı ve bu kullanımının markasal nitelik taşıdığı, davalının bu kullanımının 556 sayılı KHK nin 9 ve 61. madde hükümleri uyarınca davacı adına tescilli "..." markasına yönelik tecavüz teşkil ettiği, hak, nesafet ve adalet ilkelerine göre davacının davalıdan 4.500,00 TL maddi tazminat, 5.000 TL manevi tazminat alacağının bulunduğu, ayrıca davalı taraf adına tescilli davaya konu marka bulunmadığından ve davacı vekili hükümsüzlük talepli davasını atiye bıraktığından bu talep hakkında karar verilmesine yer olmadığına karar verilmiştir.
Kararı taraf vekilleri temyiz etmiştir.
Dava dosyası içerisindeki bilgi ve belgelere, mahkeme kararının gerekçesinde dayanılan delillerin tartışılıp, değerlendirilmesinde usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmamasına ve davalının ticaret unvanının kılavuz sözcüğünü oluşturan ''...'' ibaresinin işyerinde, unvanda tescilli olduğu şeklinden farklı olarak münhasıran kullanımının davacının tescilli marka hakkına tecavüz oluşturmasına göre, taraf vekillerinin tüm temyiz itirazları yerinde değildir.
SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerden dolayı, taraf vekillerinin bütün temyiz itirazlarının reddiyle usul ve kanuna uygun bulunan hükmün ONANMASINA, aşağıda yazılı bakiye 486,70 TL temyiz ilam harcının temyiz eden davalıdan alınmasına, temyiz harcı davacıdan peşin alındığından başkaca harç alınmasına mahal olmadığına, 11.06.2014 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.