(6100 S. K. m. 124) (6762 S. K. m. 1301)
Dava: Taraflar arasında görülen davada Karaman Sulh Hukuk Mahkemesi'nce verilen 12.4.2012 tarih ve 2010/1901-2012/588 Sayılı kararın Yargıtayca incelenmesi davacı vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşüldü:
Karar: Davacı vekili, davalının maliki bulunduğu dairenin pis su borusundan su sızması neticesinde müvekkili şirkete iş yeri sigorta poliçesiyle sigortalı olan işyerinin 30.3.2010 tarihinde su hasarına maruz kaldığını, hasar sebebiyle sigortalısına 2.236,00 TL tazminat ödeyen davacı şirketin 6762 Sayılı T.T.K.nın 1301. maddesine göre sigortalının haklarına halef olduğunu ileri sürerek, 2.200,00 TL tazminatın temerrüt faiziyle birlikte tahsilini talep ve dava etmiştir.
Mahkemece, dosya kapsamına göre; nüfus kayıtlarında davalının sağ göründüğü anlaşılsa da, kolluk tarafından düzenlenen tutanakla davalının beş yıl önce vefat ettiğinin, ailesi tarafından nüfusa düşümünün yapılmadığının, mezarının Çatak Köyünde olduğunun tespit edildiği, nüfus kayıtlarının kesin bir karine olmadığı, 4.5.1978 gün, 4/5 Sayılı İçtihadı Birleştirme Kararı uyarınca ölü kişi aleyhine dava açılmasının hukuken mümkün bulunmadığı, kural olarak ıslah yoluyla da olsa hasmın değiştirilemeyeceği gerekçesiyle, davanın reddine karar verilmiştir.
Kararı davacı vekili temyiz etmiştir.
Yargılama sırasında 1.10.2011 tarihinde yürürlüğe giren 6100 Sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 124/3-4. maddesiyle "... maddi bir hatadan kaynaklanan veya dürüstlük kuralına aykırı olmayan taraf değişikliği talebi, karşı tarafın rızası aranmaksızın hakim tarafından kabul edilir. Dava dilekçesinde tarafın yanlış veya eksik gösterilmesi kabul edilebilir bir yanılgıya dayanıyorsa, hakim karşı tarafın rızası aranmaksızın taraf değişikliği talebini kabul edebilir." hükmü getirilmiştir. Maddenin Adalet Komisyonu raporu gerekçesinde "... Oysa, taraflar gösterilirken bazen maddi hata sebebiyle bir yanılgı ortaya çıkabilir; aslında muhatabı belli olan uyuşmazlık, bu hata sebebiyle mevcut olmayan ya da farklı kişiye karşı yürütülebilir. Böyle bir durumda, mutlaka karşı tarafın rızasını aramak, yargılamanın kaderini gerçekte muhatap olmaması gereken bir kişinin rızasına bağlamak anlamına gelebilir ve yargılama gereksiz yere uzayabilir, hatta yeni dava açılması sonucu ortaya çıkabilir. Bu sebeple, maddi hatadan dolayı muhatabın yanlış gösterilmesi halinde, diğer tarafın rızası aranmadan taraf değişikliği kabul edilmiştir. Ayrıca, bazen davacı, tüm özeni göstermiş, tüm araştırmayı yapmış olmasına rağmen dava açacağı kişiyi doğru tespit edememiş olabilir. Nitekim, uygulamada temsilcide yanılma olarak nitelenen durumlarda, bu haklı bir yanılma kabul edilerek, diğer tarafın rızası aranmadan yargılama gerçek muhataba karşı yürütülmektedir. Aynı şekilde, yanılma, diğer tarafın davranış ya da işlemlerinden veya hukuki ilişkinin karmaşık niteliğinden de kaynaklanabilir. Örneğin, holding şeklindeki şirketlerde muhatabın doğru tespitinin tam olarak mümkün olmaması, hukuki ilişkide farklı temsilci ya da vekillerin asıl tarafmış gibi davranması durumlarında, gerçek taraf, verilen cevap ya da yargılama işlemleriyle anlaşılabilecektir. Keza, kısa süre önce işlem yapılmış ya da sadece vekiliyle muhatap olunmuş bir işlemden sonra muhatabın ölmesi halinde, mirasçıları değil, ölen kişiye dava açılmasında da benzer bir durum vardır. Böyle durumlarda, tarafın, yargılamayı uzatmak yönünde niyeti olamayacağı gibi bunda hukuki yararı da yoktur. Verilen örneklerdeki gibi, yanlış taraf gösterilmesi dürüstlük kuralına aykırı değilse, ortaya çıkan dava ilişkisi sebebiyle daha üstün bir yarar dikkate alınarak, yargılamaya gerçek tarafla devam etmekte yarar vardır. Böyle bir durumda, karşı tarafın rızası aranmadan hakimin kabulüyle yeni tarafa karşı davaya devam edilebilecektir. Bu hallerde hakimin yapacağı inceleme, sadece hatanın maddi hata olup olmadığı ve taraf değişikliği isteğinin dürüstlük kuralına aykırı bulunup bulunmadığıdır...", ifadelerine yer verilmiştir.
Bu suretle; 6100 Sayılı H.M.K.nın 124. maddesinin getirdiği yeni düzenlemeyle tarafın yanlış veya eksik gösterilmesinin kabul edilebilir bir yanılgıya dayanması halinde, hakimin karşı tarafın rızasını almaksızın taraf değişikliği talebini kabul edebileceği nazara alındığında somut olayda; nüfus kayıtlarında halen sağ gözüken ancak davadan önce vefat ettiği 23.3.2012 tarihli tutanakla tespit edilen davalı aleyhine dava açılması kabul edilebilir bir yanılgı olarak değerlendirilmeli, mahkemece davacı sigorta şirketine, davalı M. S.'nın tüm mirasçılarını yöntemince davaya dahil etmesi için süre verilmesi, yargılamanın mirasçılar aleyhine görülerek sonuçlandırılması gerekirken, yazılı gerekçeyle davanın reddi doğru görülmemiş, kararın bozulması gerekmiştir.
Sonuç: Yukarıda açıklanan nedenlerle, davacı vekilinin temyiz itirazlarının kabulüyle kararın davacı yararına bozulmasına, 14.05.2014 tarihinde oybirliği ile, karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy