MAHKEMESİ :TİCARET MAHKEMESİ
Taraflar arasında görülen davada Asliye Ticaret Mahkemesi’nce verilen 08.02.2013 tarih ve 2013/242-2013/3 sayılı kararın Yargıtayca incelenmesi taraf vekilleri tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Davacılar vekili, müvekkillerini davalı şirkette pay sahibi ortak olduğunu, davalı şirketin 07/09/2011 tarihinde yapılan genel kurul toplantısında alınmış olan 3 ve 4 nolu kararların kanuna, ana sözleşmeye ve afaki iyiniyet kurallarına aykırı olduğunu ileri sürerek, hükümsüzlüğünün tespitini, bunun kabul görmemesi takdirde kararların iptalini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili, davanın reddini istemiştir.
Mahkemece, iddia, savunma ve tüm dosya kapsamına göre, davalı şirketin 07/09/2011 tarihinde yapılan olağanüstü genel kurul toplantısında alınmış olan 3 sayılı karar ile davalı şirket denetçisi Serhat Kutlan'ın ibra edilmediği halde tekrar denetçi seçildiği, ibra edilmeyen bu denetçinin tekrar seçilmesinin mümkün olmadığı, ana sözleşmenin 15, 16, 17, 19, 27, 28, 29 ve 30 nolu maddelerinin değiştirilmesi ile ilgili alınmış olan 4 sayılı kararın ana sözleşme, yasaya ve afaki iyi niyet kurullarına aykırı olmadığı gerekçesiyle, davalı şirketin 07/09/2011 tarihinde yapılan olağanüstü genel kurul toplantısında alınmış olan 3 sayılı kararın iptaline, 4 sayılı kararın iptali talebinin reddine karar verilmiştir.
Kararı, taraf vekilleri temyiz etmiştir.
1-Davalı tarafından verilen temyiz dilekçesinin temyiz defterine kaydedildiği belirlenemediği gibi, temyiz harcının yatırıldığına dair makbuza da dosya içinde rastlanmamıştır. Temyiz dilekçesinin verilme usulü 1086 sayılı Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanunu'nun (HUMK) 434. maddesi ve 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 365. maddesinde açıklanmış olup, buna göre temyiz dilekçesinin temyiz defterine kayıt ettirilip, temyiz harcının yatırılmış olması gerekmektedir. Davalı tarafından bu işlemler yapılmamış, sadece temyiz dilekçesinin havale ettirilmesi ile yetinilmiştir. Temyiz defterine kayıt ettirilip,
harcı alınmayan temyiz dilekçeleri bakımından çözüm getiren 21.05.1985 gün ve 1984/5 Esas, 1985/1 sayılı Yargıtay İçtihadı Birleştirme Kararı (İBK)'nda, harca tabi olmasına rağmen hesap edilip ilgilisinden alınmadan temyiz defterine kaydedilen temyiz dilekçeleri hakkında da HUMK'nın 434/3. maddesinde öngörülen eksik harç ödenmesi ile ilgili işlemin kıyasen uygulanması ve bu durumda temyiz isteminin, temyiz defterine kaydedildiği tarihte yapılmış sayılması gerektiği açıklanmıştır. Buna göre, somut olayda, temyiz defterine kayıt da bulunmadığından, bu İBK’nın uygulanması gerekmediğinden, davalı tarafça bu işlemler yapılmaksızın verilmiş temyiz dilekçesine konu temyiz isteminin reddine karar verilmesi gerekmiştir.
2-Davacı vekilinin temyiz istemine gelince; dava dosyası içerisindeki bilgi ve belgelere, mahkeme kararının gerekçesinde dayanılan delillerin tartışılıp, değerlendirilmesinde usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmamasına göre, davacı vekilinin temyiz itirazları yerinde değildir.
SONUÇ: Yukarıda (1) numaralı bentte açıklanan nedenlerle, davalı vekilinin temyiz isteminin REDDİNE, (2) numaralı bentte açıklanan nedenlerle davacı vekilinin bütün temyiz itirazlarının reddiyle usul ve kanuna uygun bulunan hükmün ONANMASINA, alınmadığı anlaşılan 119,00 TL temyiz başvuru harcı ile 25, 20 TL temyiz ilam harcının temyiz eden davalıdan alınmasına, temyiz harcı davacılardan peşin alındığından başkaca harç alınmasına mahal olmadığına, 30.06.2014 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.
Full & Egal Universal Law Academy