MAHKEMESİ:ASLİYE HUKUK MAHKEMESİ
Taraflar arasında görülen davada ... 2. Asliye Hukuk Mahkemesi’nce verilen 17/12/2013 tarih ve 2010/15-2013/664 sayılı kararın duruşmalı olarak incelenmesi davalı vekili tarafından istenmiş olup, duruşma için belirlenen 24/03/2015 günü hazır bulunandavacı vekili Av.... ile davalı vekili Av. ... dinlenildikten sonra duruşmalı işlerin yoğunluğu ve süre darlığından ötürü işin incelenerek karara bağlanması ileriye bırakıldı. Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor dinlenildikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Davacı vekili, müvekkilinin de hissedarı olduğu davalı şirketin 10.12.2009 tarihinde yapılan genel kurulunda oy kullanmalarına müsade edilmediğini, oy kullanmaması gereken kişinin oy kullandığı gibi oy kullanma hakkı olmayanların da ibra oylamasında oy kullandıklarını, bilançonun gerçeği yansıtmadığını, şirket muhasebecisinin denetçi olarak atandığını ileri sürerek, alınan kararların iptalini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili, davacı temsilcilerinin toplantıya alınmamasının kendi kusurlarından kaynaklandığını, hisselerin bölünerek toplantıda temsil edilemeyeceğini, toplantıda alınan kararların ve oy nisabının yeterli ve geçerli olduğunu savunarak, davanın usul ve esas yönünden reddini savunmuştur.
Mahkemece, toplanan kanıtlar ve bilirkişi raporuna göre, davacının davalı Şirket'in 4439/38600 oranında hissedarı olduğunu, ortaklardan ...'in ise 10615/38600 oranında hissedar olduğu,...'in kısıtlanmış olması nedeniyle ortaklardan ...'in vasi olarak tayin edildiği, menfaat çatışması nedeniyle toplantıda ...'i temsilen Sulh Hukuk Mahkemesi'nce şirket yeminli mali müşaviri ...'nın kayyum olarak atandığı, tüm kararlarda ...'i temsilen oy kullandığı, bu durumun iyi niyet kurallarına aykırı bulunduğu, verilen Sulh Hukuk Mahkemesi kararının maddi anlamda kesin hüküm oluşturmadığı, bu nedenle ...'in yerine kullanılan oyun geçersiz olduğu, davacının temsilcilerinin toplantıya kabul edilmemesinin yasal bir dayanağının olmadığı, davacının biri mali müşavir, diğeri hukukçu olmak üzere iki kişi marifetiyle temsil edilmesinin önünde engel oluşturacak herhangi bir yasal düzenleme bulunmadığı gerekçesiyle davanın kabulüne karar verilmiştir.
Kararı, davalı vekili temyiz etmiştir.
1-Dava dosyası içerisindeki bilgi ve belgelere, mahkeme kararının gerekçesinde dayanılan delillerin tartışılıp, değerlendirilmesinde usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmamasına, davacı temsilcilerinin dava konusu genel kurula kabul edilmemelerinin yasal bir dayanağının bulunmamasına göre davalı vekilinin davacının toplantıya katılmadığına ilişen temyiz itirazlarının reddi gerekmiştir.
2-Dava, davalı şirketin 10.12.2009 tarihli genel kurulunda alınan tüm kararların iptali istemine ilişkin olup, temel uyuşmazlık şirketin hakim ortağı ...’i dava konusu genel kurulda temsil etmek üzere kayyım olarak atanan şirket yeminli mali müşaviri ...’nın kullandığı oyun geçersiz olup olmadığı noktasındadır.Mahkemece benimsenen bilirkişi kurulu raporu doğrultusunda yukarıda yazılı gerekçelerle kayyımın kullandığı oyun geçersiz olduğu ilke olarak kabul edilmek suretiyle davanın kabulüne karar verilmiştir.
Oysa, şirketin hakim ortağı olan...’in vasisi ...’in istemi üzerine ... Sulh Hukuk Mahkemesi’nin 9.12.2009 tarihli 2009/1108-1107 sayılı kararı ile ...’nın dava konusu genel kurulda anılanı temsil etmek üzere kayyım olarak atanması, anılan ilamda ...ile kayyım olarak atanan... arasında bir menfaat çatışmasının bulunmadığının da tespit edilmesi, bu bağlamda TTK.nun 374/2.maddesi hükmü de nazara alınarak ...’in vasisinin bizzat kendisinin bile ...’i temsilen dava konusu genel kurulda oy kullanmasına engel bir durumun bulunmaması karşısında kayyımın ...’i temsilen kullandığı oyun kabulün aksine geçerli olduğu aşikardır. Kaldı ki bir mahkemenin kararının herhangi bir nedenle diğer mahkemece geçersiz kabul edilmesi yasal düzenlemeler karşısında olanaklı da değildir.
Bu durumda, mahkemece yukarıda yapılan açıklamalar doğrultusunda dava konusu genel kurulda kayyımın ...’i temsilen kullandığı oyların geçerli olduğu ilke olarak kabul edilerek sonucuna göre bir karar verilmek gerekirken yanlış ilkeden hareketle yanılgılı değerlendirmeye ve isabetli görülmeyen yazılı gerekçeya dayalı olarak davanın kabulüne karar verilmesi doğru görülmemiş, kararın bu nedenle davalı yararına bozulması gerekmiştir.
3-Bozma neden ve şekline göre, davalı vekilinin diğer temyiz itirazlarının incelenmesine şimdilik gerek görülmemiştir.
SONUÇ:Yukarda (1) numaralı bentte açıklanan nedenlerle, davalı vekilinin davacının toplantıya katılmadığına ilişen temyiz itirazlarının reddine, (2) numaralı bentte açıklanan nedenlerle,temyiz itirazlarının kabulü ile hükmün,davalı yararına BOZULMASINA, (3)numaralı bentte açıklanan nedenlerle,diğer temyiz itirazlarının incelenmesine şimdilik yer olmadığına, takdir olunan 1.100 TL duruşma vekalet ücretinin davacıdan alınarak davalıya verilmesine, ödediği temyiz peşin harcın isteği halinde temyiz edene iadesine, 09/04/2015 tarihinde oyçokluğuyla karar verildi.
KARŞI OY YAZISI
1-Dava, anonim şirket genel kurul toplantısında oy kullanmaması gereken kişilere alınan kararlarda ve şirket yöneticilerinin ibrasında oy kullandırılıp kullandırılmadığı ve bu sebeple alınan kararların yok hükmünde olup olmadığı veya iptalinin gerekip gerekmediği hususuna ilişkindir.
2- Davalı şirket, baba ... ile çocuklarının hissedarı olduğu bir aile şirketidir. Baba ... 10.615/38.600, davacı ise 4439/38600 hisse sahibidir. Yönetim kurulu üyelerinden ... 6.369/38.600 ve ... de 6.369/38.600 hisse sahibidir.
3- Şirketin 2007 ve 2008 yıllarına ilişkin "Olağan Genel Kurul Toplantısı" 10.12.2009 tarihinde yapılmıştır. Toplantı tutanağından genel kurul toplantısına "..." adına, ... Sulh Hukuk Mahkemesi'nin kararıyla kayyum olarak atanan şirket mali müşaviri "..." katılmıştır.
4- Dava dışı hissedar ...'in kısıtlanmış bir kişi olduğu ve kendisine, şirket yönetici ortağı ...'in vasi olarak atandığı, bu kişinin kendi ibrasında genel kurul toplantısında kısıtlı adına oy kullanamayacağı için ... Sulh Hukuk Mahkemesi'ne mürcaatla, şirket yeminli mali müşaviri ...'yı, kısıtlı ...'e temsil kayyımı olarak atattığı ve bu kişinin genel kurul toplantısına katılarak oy kullandığı sabittir.
5-Fiil ehliyeti bulunmayan ve genel kurula katılması yönünden vasisinin yasal engeli bulunan ...'e TMK 426 maddesi uyarınca şirket genel kurul toplantısına onun adına katılması ve alınacak kararlarda oy kullanması için "temsil kayyımı" atanmasında hukuki bir engel bulunmamaktadır. Temsil kayyımını atayacak organ vesayet makamı yani sulh hukuk mahkemesidir. Yasal temsilci ...'in, vesayet makamına, kısıtlı ...'e temsil kayyımı atanması için Sulh Hukuk Mahkemesine başvurduğu, ancak temsil kayyımının hangi iş için atanması gerektiğini belirtmediği gibi, Manavgat sulh hukuk mahkemesi'nin kayyım atama kararında da, ...'nın hangi iş ve işlemler için kayyım atandığı belirtilmemiştir. Hatta anılan kişinin yönetim kayyımı olarak mı, yoksa temsil kayyımı olarak mı atandığı dahi belirsizdir. Belli bir iş için görevlendirilmiş temsil kayyımı, o işi kendisini görevlendiren vesayet makamından alacağı talimata göre yürütmek zorundadır. (Ömer Usur Gençcen, Vasi-Kayyım Yetkin. Yayınları sh. 690). Diğer bir anlatımla kayyımın yapacağı işi (genel kurula kısıtlı ... adına katılma) vesayet makamına bildirerek bu makamın talimatına göre hareket etmesi gerekirken talimat almaksızın toplantıya katılmıştır. Dolayısıyla, davalı şirketin 10.12.2009 tarihli toplantısına, dava dışı kayyım ...yetkisiz olarak katılmıştır.
6- Öte yandan TMK'nın 418/3. maddesi uyarınca, menfaati, kayyım olarak atandığı kişiyle çatışan kişinin kayyım olarak da atanması hukuka aykırıdır. Dava dışı kayyım ... davalı şirketin mali müşaviri olup, şirket bilançolarının oylandığı genel kurula esas tüm mali belgeleri ve hesap tablolarını kendisi hazırlamıştır. Anılan mali müşavir, kayyım olarak genel kurula katılıp, kendisi ile hizmet/vekalet sözleşmesi yaparak iş sağlayan yönetim kurulu üyelerinin ibrasında oy kullanması, temsil olunan kısıtlı yönünden önemli bir menfaat çatışması doğuracaktır. Bir başka deyişle, somut olayda bağımsız ve tarafsız olarak hareket edemeyecek bir kişi kayyım tayin edilmiştir. Bu sebeple, anılan kişinin kayyım olanak atanmasına yasal engel bulunmaktadır. (Yargıtay 11 HD, 03.07.2006 T.,2005/7885- 2006/7883). Anılan kararda da zikredildiği üzere, menfaat çatışması bulunan kayyımın yaptığı hukuki işlemlerin hukuki geçerliliği yoktur.
7- 6762 sayılı TTK'nın 361/3. maddesi uyarınca yetkisiz kişilerin genel kurul toplantısına katılması ayrı bir iptal sebebi olarak öngörülmüştür. Toplantı hazirun cetvelinde toplantıya yönetici ortaklar ..., ... ile kayyım ...'dan başkasının katılmadığı da gözetildiğinde söz konusu katılımın genel kurul kararlarının oluşumunda önemli ölçüde müessir olduğu anlaşılmakla, yerel mahkemenin genel kurul kararların iptaline yönelik kabulü son derece yerinde olduğundan Dairemiz sayın çoğunluğunun görüşüne katılmıyorum.