MAHKEMESİ:ASLİYE HUKUK MAHKEMESİ
Taraflar arasında görülen davada Asliye Hukuk Mahkemesi’nce bozmaya uyularak verilen 21/11/2013 tarih ve 2013/371-2013/231 sayılı kararın Yargıtayca incelenmesi davacı vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Davacı vekili, müvekkilinin sigortalısı olan ve kendisine yaşlılık aylığı bağlanan dava dışı Muzaffer Ulu’nun 07.02.2000 tarihinde vefat etmesine rağmen sigortalının davalı bankada bulunan maaş hesabından ATM kartı ile 25.02.2000 ile 25.03.2003 tarihleri arasında mirasçıları tarafından maaşının çekildiğinin tespit edildiğini, davalı ile müvekkili arasında yapılan protokol uyarınca davalının, kurumun uğradığı 5.159,27 TL zarardan sorumlu olduğunu ileri sürerek, bu bedelin davalıdan tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili, dava konusu paranın müvekkilinin uhdesinde bulunmayıp sigortalının mirasçıları tarafından çekildiği için husumetin yanlış yöneltildiğini, davanın zamanaşımına uğradığını, müvekkilinin maaş ödemesi konusunda davacı ile aralarında yapılan protokole uygun hareket ettiğini, davacının, sigortalısının ölümüne rağmen hesabına maaş gönderiminde bulunarak kusurlu davrandığını savunarak, davanın reddini istemiştir.
Mahkemece, iddia, savunma, uyulan bozma ilamı ve tüm dosya kapsamına göre, taraflar arasında imzalanan protokolün 5 ve 9.maddeleri uyarınca davalı bankanın sadece veli, vasi, vekil veya kayyuma ödeme yapması halinde her yıl Mart ve Eylül aylarında hak sahibinin sağ olduğuna dair nüfus kaydı isteme yükümlülüğünün bulunduğu, ayrıca ölüm tarihinden sonra hesaba gönderilen maaşların veli, vasi, vekil veya kayyum tarafından çekilmesinden bankanın sorumlu olmayacağının da protokolde hüküm altına alındığı, somut olayda, ATM aracılığıyla yapılan maaş ödemelerinde kimlik tespitine imkan bulunmadığı, hesap sahiplerinin sağ olup olmadığını denetleme görevinin davacı kurumun sorumluluğunda olduğu, dolayısıyla davalı bankanın herhangi bir sorumluluğunun bulunmadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
Kararı, davacı vekili temyiz etmiştir.
Dosyadaki yazılara, mahkemece uyulan bozma kararı gereğince hüküm verilmiş olmasına ve delillerin takdirinde bir isabetsizlik bulunmamasına göre, davacı vekilinin bütün temyiz itirazları yerinde değildir.
SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerden dolayı, davacı vekilinin bütün temyiz itirazlarının reddiyle usul ve kanuna uygun bulunan hükmün ONANMASINA, temyiz eden davacı harçtan muaf olduğundan harç alınmasına mahal olmadığına, 30/06/2014 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.