MAHKEMESİ :TİCARET MAHKEMESİ
Taraflar arasında görülen davada .... Asliye Ticaret Mahkemesi’nce verilen 25/12/2013 tarih ve 2013/275-2013/79 sayılı kararın Yargıtayca incelenmesi davacı vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Davacı vekili, müvekkili şirketle davalı işçi arasında 12.10.2010 tarihli belirsiz süreli iş sözleşmesi imzalandığını ve davalının müvekkiline ait işyerinde çalışmaya başladığını, 16.12.2011 tarihinde de istifa ederek işten ayrıldığını, davalının müvekkiline ait işyerinden ayrıldıktan hemen sonra aynı faaliyet alanında hizmet veren dava dışı .... Makine A.Ş.'ne ait Hilton Oteli'nde çalışmaya başladığını, taraflar arasında akdedilen sözleşmenin 20. maddesinde rekabet yasağının kararlaştırıldığını, işçinin herhangi bir sebepten dolayı rekabet etme yasağını ve/veya bu maddeyi ya da işbu sözleşmenin 17. hükmünü ihlal ederse veya taahhüt ettiği şeyleri yerine getirmezse tazminat olarak işverene 20.000 Euro ödemek zorunda olup, işverenin zararı daha fazla olursa bu tutar için ayrıca istem hakkının saklı olduğunu, müvekkili şirket ile davalının şu anda çalıştığı şirketin faaliyet alanlarının aynı ve rakip teşebbüsler olup, davalının rekabet yasağına aykırı işbu filinin sözleşmeye aykırılık teşkil ettiğini, davalının müvekkiline ait ticari sırları diğer şirkete aktarıp haksız rekabette bulunduğunu ileri sürerek, davalının rekabet ihlalinin önlenmesi ve durdurulmasına, fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydıyla şimdilik 12.000 TL maddi tazminatın ticari faiziyle birlikte davalıdan tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili, hukuka uygun bir rekabet yasağı sözleşmesinin bulunmadığını, sözleşmede yasağın geçerli olduğu coğrafi alanın belirlenmediğini, bu nedenle geçerli rekabet yasağı sözleşmesinden bahsedilemeyeceği, müvekkilinin rekabet yasağını gerektirecek bir çalışma gerçekleştirmediğini, fahiş cezai şartın keyfi ve hukuka aykırı bir biçimde belirlendiğini savunarak, davanın reddini istemiştir.
Mahkemece iddia, savunma, toplanan deliller ve tüm dosya kapsamına göre, davacı şirketin bir iş politikası olarak tüm çalışanlarına haksız rekabete ve cezai şarta ilişkin hüküm içeren sözleşme imzalattığı, işçinin iş akdinin devamı süresince hangi pozisyonda çalışacağı ve şirketle ilgili hangi bilgilere vakıf olacağı önceden kestirilemeyeceğinden bu halin davacı aleyhine değerlendirilemeyeceği ancak, davacı tarafın haksız rekabetin oluştuğunu gösteren delilleri sunmak ve işçinin hangi ticari sırlara vakıf olmak suretiyle rakip firmanın menfaatine yarar sağladığını açıklamak zorunda olduğu, haksız rekabete ilişkin
cezai şartın "muhtemel tehlike" varsayımına dayalı olarak peşinen tahakkuk etmeyeceği, davalının işten ayrıldıktan sonra bir takım ticari sırları rakip firmaya taşıdığı ve rakip firmanın da bundan haksız yarar sağladığının açıkça belirlenmesi gerektiği, davalının somut olarak hangi bilgiye ulaştığı ve davacı şirketin hangi ticari yararını engellediğinin ortaya konulamadığı, yani haksız rekabetin varlığının ispatlanamadığı, soyut olarak her çalışanın işten ayrıldıktan sonra aynı sektörde başka bir firmada işe girmesinin haksız rekabet tehlikesi doğurmayacağı aksinin kabulünün anayasal çalışma hakkının kısıtlanması anlamına geleceği gerekçesiyle, davanın reddine karar verilmiştir.
Kararı, davacı vekili temyiz etmiştir.
Dava dosyası içerisindeki bilgi ve belgelere, mahkeme kararının gerekçesinde dayanılan delillerin tartışılıp, değerlendirilmesinde usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmamasına ve davacının talebinin sözleşmeden kaynaklanan cezai şart istemine ilişkin olup, sözleşmede rekabet yasağına yönelik olarak belli bir bölgenin belirlenmemiş olması nedeniyle anılan sözleşme hükmünün Anayasa'nın çalışma özgürlüğü ilkesine aykırı olması ve bu itibarla 818 sayılı BK'nın 348. maddesindeki koşulların gerçekleşmemiş bulunmasına göre, davacı vekilinin tüm temyiz itirazlarının reddine karar vermek gerekmiştir.
SONUÇ:Yukarıda açıklanan nedenlerle, davacı vekilinin yerinde görülmeyen tüm temyiz itirazlarının reddi ile usul ve yasaya uygun bulunan hükmün ONANMASINA,temyiz harcı peşin alındığından başkaca harç alınmasına mahal olmadığına, 25/06/2014 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.
Full & Egal Universal Law Academy