MAHKEMESİ:ASLİYE HUKUK MAHKEMESİ
Taraflar arasında görülen davada Asliye Hukuk Mahkemesi’nce verilen 10/10/2013 tarih ve 2012/26-2013/495 sayılı kararın Yargıtayca incelenmesi davacı vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Davacı vekili, müvekkili ile davalı arasında 13/01/2010 tarihinde bir protokol imzalandığını, müvekkilinin protokolün cezai şart içeren maddesinin kendisine yüklediği tüm edimleri yerine getirdiğini, ancak davalı tarafın protokolün 4.5 maddesinde yer alan ve konusu çeşitli hukuk ve ceza davalarından feragat etmek olan protokol maddesine aykırı davrandığını, müvekkilinin mağdur olduğunu, bu nedenle protokolün 10. maddesinde düzenlenen cezai şartın muaccel hale geldiğini belirterek, fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak üzere sözleşmeye aykırılıktan doğan cezai şartın ödeme tarihindeki TCMB kuru üzerinden davalıdan tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili, müvekkilinin protokol uyarınca üzerine düşen tüm yükümlülükleri yerine getirdiğinş, davalardan feragat ettiğini, ceza davalarında şikayetten vazgeçtiğini ancak kamu davası niteliğindeki ceza davalarının devam ettiğini savunrak davanın reddini istemiştir.
Mahkemece, iddia, savunma ve tüm dosya kapsamı uyarınca protokolde belirtilen hukuk davalarının hangileri olduğunun açıkça belirlenmediği, davalının şikayetçi olduğu Asliye Ceza Mahkemesi'nin 2010/551 esas sayılı dosyasında görülen kamu davasının şikayete bağlı olmayan suçlardan olduğu, buna rağmen davalının müdahil olmayacağına ilişkin ve bilahare de şikayetten vazgeçtiğine ilişkin dilekçelerini dosyaya sunduğu gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
Kararı, davacı vekili temyiz etmiştir.
Dava dosyası içerisindeki bilgi ve belgelere, mahkeme kararının gerekçesinde dayanılan delillerin tartışılıp, değerlendirilmesinde usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmamasına göre, davacı vekilinin tüm temyiz itirazları yerinde değildir.
SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerden dolayı, davacı vekilinin bütün temyiz itirazlarının reddiyle usul ve kanuna uygun bulunan hükmün ONANMASINA, temyiz harcı peşin alındığından başkaca harç alınmasına mahal olmadığına, 30.06.2014 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.