Taraflar arasında görülen davada verilen 04/04/2013 tarih ve 2011/81-2013/89 sayılı kararın Yargıtayca incelenmesi taraf vekilleri tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, bazı noksanlıkların ikmali için dosya mahalline gönderilmişti. Bu noksanlıkların giderilerek dosyanın gönderildiği anlaşılmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Davacı, kendisine ait bir adet daire ile bir adet dükkanı dava dışı şirket lehine davalı bankaya ipotek verdiğini, başka bir alacak dolayısıyla ipotekli dairesininsatıldığını, satıştan elde edilen 13.018,00 TL'nin İcra Müdürlüğünce 19.03.1999 tarihinde bankaya teslim edildiğini, davalı bankaya paranın akıbetini sözlü olarak sorduğunda dava dışı şirketin teminat mektubu riski nedeniyle teminat mektubu iade oluncaya kadar bankadaki en yüksek mevduat faizi uygulanmak suretiyle paranın dava dışı şirket adına hesap açılarak bu hesaba bloke konduğunu öğrendiğini, davalı bankanın 14.10.2009 tarihli cevabi yazısında, paranın kefili olduğu şirketin ve ortaklarının teminat mektubu komisyonlarına istinaden mahsup edildiğini ve şirkete ait temliknameye istinaden ödeme yapıldığını, artan bedelin de borçlu şirkete ödeneceğini bildirildiğini ileri sürerek, 13.018,00 TL 'nin bankanın tüccarlara kullandırdığı en yüksek bileşik ticari faiziyle tahsilini talep ve dava etmiş, ıslah dilekçesiyle de ayrıca 60.0000,00 TL manevi tazminat talabinde bulunmuştur.
Davalı vekili, her türlü bankacılık hizmetleri ve işlemlerinden doğan taahhütlerinin devredileceğinin yasa ile hükme bağlandığını, davanın öncelikle aleyhine açılmasının gerektiğini, davacının kefil olduğu şirketle fiili bağlantı içerisinde olduğundan yapılan işlemde bir hata bulunmadığını savunarak, davanın reddini istemiştir.
Mahkemece, iddia, savunma, benimsenen bilirkişi raporu ve dosya kapsamına göre, davalı bankanın kusurunun teslim alınan paranın ilk olarak bankaya yatırılması esnasında davacı adına hesap açılmayıp, şirket adına hesap açılması ile başladığı, hesabın şirket adına açılması nedeni ile şirket temsilcisinin ve şirketin talimatları doğrultusunda şirkete ait hesap şeklinde kullanıldığı, bu nedenle davalı bankanın haksız işlemi dolayısıyla davacının hesabı takip etme ve bu hesaptan banka tarafından yapılan yanlış işlem ve ödemelere itiraz etme hakkının ortadan kaldırıldığı, yapılan işlemin manevi tazminatı gerektirir ve davacının şahsiyet haklarını ihlal edici bir yönü bulunmadığı gerekçesiyle, maddi tazminat talebinin kabulü ile 13.018,00TL'nin avans faiziyle tahsiline, manevi tazminat talebinin reddine karar verilmiştir.
Kararı, taraf vekilleri temyiz etmiştir.
Dava dosyası içerisindeki bilgi ve belgelere, mahkeme kararının gerekçesinde dayanılan delillerin tartışılıp, değerlendirilmesinde usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmamasına göre, taraf vekillerinin tüm temyiz itirazları yerinde değildir.
SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerden dolayı, taraf vekillerinin bütün temyiz itirazlarının reddiyle usul ve kanuna uygun bulunan hükmün ONANMASINA, aşağıda yazılı bakiye 0,90 TL temyiz ilam harcının davacıdan, 667,00 TL temyiz harcının da davalıdan alınmasına, 16.09.2014 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.
Full & Egal Universal Law Academy