MAHKEMESİ :FİKRİ VE SINAÎ HAKLAR HUKUK MAHKEMESİ
Taraflar arasında görülen davada Fikri ve Sınaî Haklar Hukuk Mahkemesi’nce verilen 12/03/2013 tarih ve 2012/49-2013/42 sayılı kararın Yargıtayca incelenmesi davacı vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla dava, 6100 sayılı Kanun'un geçici 3/2. maddesi delaletiyle uygulanması gereken HUMK'nın 3156 sayılı Kanun ile değişik 438/1 maddesi hükmü gereğince miktar veya değer söz konusu olmaksızın duruşmalı olarak incelenmesi gereken dava ve işlerin dışında bulunduğundan duruşma isteğinin reddiyle incelemenin dosya üzerinde yapılmasına karar verildikten sonra dava dosyası için Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Davacı vekili, müvekkilinin .... ibareli tanınmış markaların sahibi olduğunu, davalının, bu markalar ile karıştırma ihtimali bulunacak derecede benzer nitelikteki .... ibaresini marka olarak tescil ettirmek üzere davalı ’ye başvuruda bulunduğunu, 2009/59072 kod numarasını alan başvurunun, Resmi Marka Bülteninde ilanı üzerine müvekkili tarafından Markalar Dairesi Başkanlığına itirazda bulunulduğunu, ancak itiraz yerinde görülmeyerek reddedildiğini, bu kararın yeniden incelenmesi talebinin de nihai olarak YİDK tarafından reddedildiğini, oysa dava konusu başvurunun müvekkili şirketle ilişkili olduğu ihtimalini de kapsadığını, aralarında yapılan sulh sözleşmesinin davalı tarafından dikkate alınmadığını, başvurunun tescili halinde müvekkili markasının itibarının zedeleneceğini, bu nedenle davaya konu kararın hukuka aykırı olduğunu belirterek, 2011-M-4631 sayılı YİDK kararının iptaline, tescili halinde markanın hükümsüzlüğüne ve sicilden terkinine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili, davacı markaları ile davalı şirkete ait başvurunun 556 sayılı KHK'nin 8/1-b maddesi anlamında benzer olmadığını savunarak, davanın reddine karar verilmesini istemiştir.
Davalı şirket vekili, müvekkili şirket markası ile davacı markalarının 556 sayılı KHK'nin 8/1-b maddesi anlamında benzer olmadığını, iltibas tehlikesinin bulunmadığını savunarak, davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.
Mahkemece, tüm dosya kapsamına, toplanan delillere ve düzenlenen bilirkişi raporuna göre, davacı markaları ile davalı markasının 556 sayılı KHK'nin 8/1-b hükmü anlamında benzer olmadıkları, YİDK kararının hukuka uygun olduğu, taraflar arasındaki sulhun başvuruya ve sonuca etkisi olmadığı gerekçesiyle, davanın reddine karar verilmiştir.
Kararı, davacı vekili temyiz etmiştir.
Dava dosyası içerisindeki bilgi ve belgelere, mahkeme kararının gerekçesinde dayanılan delillerin tartışılıp, değerlendirilmesinde usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmamasına göre, davacı vekilinin tüm temyiz itirazları yerinde değildir.
SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerden dolayı, davacı vekilinin bütün temyiz itirazlarının reddiyle usul ve kanuna uygun bulunan hükmün ONANMASINA, aşağıda yazılı bakiye 0,90 TL temyiz ilam harcının temyiz edenden alınmasına, 26/06/2014 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.
Full & Egal Universal Law Academy