Taraflar arasında görülen davada verilen 21/11/2013 tarih ve 2012/164-2013/302 sayılı kararın Yargıtayca incelenmesi davacı vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Davacı vekili, davacının ruhsat sahibi ve yetkili satıcısı olduğunu, tarafların ruhsat devrine ilişkin görüştüğünü ancak anlaşamadıklarını, davalının, anılan yabancı şirketlerle görüşerek davacı ile olan sözleşmelerini feshetmelerini sağladığı gibi dava dışı firmaların devir konusunda davacıyla anlaşma yapmalarını da engellediğini davacının ruhsat sahibi olduğu simli ilaçları, bu ilaç isimlerine "" kelimesi ekleyerek piysaya sürdüğünü, davalının isimli ürünlerin davacının rusat sahibi olduğu ilaçlarla aynı olduğunu, davalının, anılan ürünlerin ilaç olmasına rağmen, tıbbı cihaz olarak beyan edip hukuk dışı yollarla asılında ilaç olan ürünü tıbbı cihaz olarak pazarladığını, bu durumun halk sağlığını tehlikeye soktuğunu, davalının ilaç ruhsatından çıkararak ve ambalajında, bilgilerinde tahrifat yaparak piyasaya sürüp haksız kazanç elde ettiğini davalının anılan eylemlerinin haksız rekabet teşkil ettiğini ileri sürerek haksız rekabetin men'ini, önlenmesini ve hükmün ilanının talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili, davalının dava dışı isimli ürünlerin yetkili satıcısı olduğunu, anılan ürünlerin davacının ruhsatıan sahip olduğu ürünlerden farklı olduğunu, davacının iddialarının doğru olmadığını savunarak davanın reddini istemiştir.
Mahkemece, iddia, savunma, benimsenen bilirkişi raporu ve tüm dosya kapsamına göre; taraf ürünlerinin farklı olduğu, hem davacının hemde davalının ürünlerinin tıbbı cihaz kapsamında değerlendirilmesi gerektiği, davalının ürünlerin piyasa arzı için gerekli izinleri aldığını, davacının iddialarını ispatlaymadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
Kararı, davacı vekili temyiz etmiştir.
Dava dosyası içerisindeki bilgi ve belgelere, mahkeme kararının gerekçesinde dayanılan delillerin tartışılıp, değerlendirilmesinde usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmamasına göre, davacı vekilinin tüm temyiz itirazları yerinde değildir.
SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerden dolayı, davacı vekilinin bütün temyiz itirazlarının reddiyle usul ve kanuna uygun bulunan hükmün ONANMASINA, temyiz harcı peşin alındığından başkaca harç alınmasına mahal olmadığına, 17/09/2014 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.
Full & Egal Universal Law Academy