Taraflar arasında görülen davada verilen 23/01/2013 tarih ve 2012/170-2013/15 sayılı kararın Yargıtayca incelenmesi davalılar vekili ile vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Davacı vekili, müvekkilinin ibareli markasının tescili için davalı kuruma başvurduğunu, davalı şirketin ibareli markaları mesnet göstererek başvuruya itiraz ettiğini, bahçecilik ürünleri ve tohumlar" emtiası bakımından itirazın kabul edilerek bu ürünlerin başvuru kapsamından çıkarıldığını, Yeniden İnceleme ve Değerlendirme Kurulu'na yaptıkları itirazın reddedildiğini, ancak markaların farklı olduğunu, karıştırma ihtimalinin bulunmadığını, itiraza gerekçe gösterilen markaların tek başlarına marka olarak dahi tescil edilemeyeceğini, tescilli 2010/25717 sayılı markanın kapsadığı "Tarım ürünleri, bahçecilik ürünleri ve tohumlar" yönünden kazanılmış hakkının bulunduğunu, ibaresinin müvekkilinin ticaret unvanını oluşturduğunu ileri sürerek davalı kurum YİDK'nun 2012-M-1956 sayılı kararının iptalini talep ve dava etmiştir.
Davalı kelimesine nazaran geri planda kalıp ayırt ediciliğinin bulunmadığını, markaların benzer olduğunu, seri marka intibağının uyanacağını, iltibas tehlikesinin doğacağını, çekişme konusu olma şartlarını taşımayan ve dava konusu başvuru ile aynı gün kayıtlara giren 2010/25717 sayılı markanın kazanılmış hak oluşturmayacağını savunarak davanın reddini istemiştir.
Davalı şirket vekili, davacı marka başvurusunun ayırt ediciliğinin bulunmadığını, taraf markalarının aynı mal ve hizmetleri kapsadığını savunarak davanın reddini istemiştir.
Mahkemece, iddia, savunma ve tüm dosya kapsamına göre, başvuruya konu marka ile redde mesnet markaların esas unsurunun "Anadolu" ibaresinden oluştuğu, aynı mal ve hizmetleri kapsadığı, tüketicilerin davalının markasını taşıyan mallardan satın almak isterken davacının işaretini taşıyan ürünlerini satın alabilecekleri, bir kısım alıcıların/ yararlanıcıların iki farklı marka karşısında bulunduğunu algılayabilse bile marka ve işaretin birbirleriyle idarî ve ekonomik olarak bağlantılı şirketlere ait olduğu yönünde algılamada bulunmalarının kaçınılmaz olduğu, başvurunun tescilinin davalı aleyhine haksız rekabet oluşturmasının da yüksek ihtimal dahilinde bulunduğu, bu nedenlerle davalı kurum kararının tohumlar ürünleri için hukuka uygun bulunduğu, buna karşın davalı muterizin davacı başvurusunun yalnızca tohumlar ürünleri için reddini istediği, itiraza bağlı sistemde istemin aşılmasının mümkün olmadığı, iki işaret arasında
556 sayılı KHK'nın 7/b maddesi kapsamına girecek derecede benzerlik de bulunmadığından, resen gerçekleştirilecek bir ret kararının varlığının araştırılmasına da gerek olmadığı gerekçesiyle davanın kısmen kabulüne, sayılı kararının 31. sınıftaki "tarım ürünleri ve bahçecilik ürünleri" bakımından iptaline, sair yönlerden iptal isteminin reddine karar verilmiştir.
Kararı, davalılar vekili temyiz etmiştir.
Dava dosyası içerisindeki bilgi ve belgelere, mahkeme kararının gerekçesinde dayanılan delillerin tartışılıp, değerlendirilmesinde usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmamasına göre, davalılar vekili ile vekilinin tüm temyiz itirazları yerinde değildir.
SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerden dolayı, davalılar vekilinin bütün temyiz itirazlarının reddiyle usul ve kanuna uygun bulunan hükmün ONANMASINA, davalılardan temyiz harcı peşin alındığından başkaca harç alınmasına mahal olmadığına, 15/09/2014 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.
Full & Egal Universal Law Academy