MAHKEMESİ :TİCARET MAHKEMESİ
Taraflar arasında görülen davada ... 1. Asliye Ticaret Mahkemesi’nce verilen 12/12/2013 tarih ve 2012/74-2013/416 sayılı kararın Yargıtayca incelenmesi davacı vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Davacı vekili, müvekkili ile davalılar ..., ... ve dava dışı ...'ın davalı şirketin ortakları olduğunu, taraflar arasında 05.11.2011 tarihli protokol imzalandığını, anılan protokol uyarınca müvekkili ile eşi ...'in hisselerini diğer şirket ortakları ... ve ...'ya ya da gösterecekleri 3. kişilere istenilen oranda devrinin ve şirket tarafından işletilmekte olan 4 adet ... mağazasının müvekkiline, içindeki tüm demirbaş emtia ve 190.000 TL değerindeki ... ürünü mal ile birlikte devredilmesinin kararlaştırıldığını, müvekkili ve eşinin protokolün imzası ile birlikte hisse devrini gerçekleştirdiğini, ancak müvekkilinin protokolle kendisine devredilmesi taahhüt edilen ..., ..., ... ve ...'lerdeki ... mağazalarının demirbaş emtia ve 190.000 TL tutarındaki mal ile birlikte kendisine devredilmesini talep etmesine ve bu hususta ihtarname göndermesine rağmen davalıların devre yanaşmamaları nedeniyle davalılar aleyhinde icra takibi başlattığını, davalıların ise haksız ve kötüniyetli itirazları ile takibi durdurduklarını ileri sürerek, itirazın iptali ile takibin devamına, davalılar aleyhine %40 inkar tazminatına hükmedilmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalılar vekili, müvekkili gerçek kişiler yönünden husumet itirazında bulunmuş, davacının karşılığını alarak hisselerini devrettiğini savunarak, davanın reddine ve kötüniyetli davacı aleyhine %40 tazminata hükmedilmesine karar verilmesini istemiştir.
Mahkemece iddia, savunma, toplanan deliller ve tüm dosya kapsamına göre, taraflar arasında yapılan ortaklığın sona erdirilmesine dair protokole göre, mağazaların en geç hisse devrinin yapıldığı gün teslim edileceği, yani işlemlerin eş zamanlı yapılacağı, davacının şirketteki hissesini 05.11.2011 tarihinde devrettiği, bu hisse devrinin 28.11.2011 tarihinde Ticaret Sicili Gazetesi'nde yayınlandığı, davacının hisse devrinden 6 gün sonra yani 11.11.2011 tarihinde davalılara ihtar çekerek mağazaların teslimini istediği, davalıların da 13.12.2011 tarihinde cevabi ihtarlarında mağazaların kendisine teslim edildiğini, teslim edilen üç mağazanın kendisi tarafından kapalı tutulduğunun ilgili otel yönetimi tarafından bildirildiği, bu mağazaları kira sözleşmesine uygun olarak açık tutması gerektiği ve protokolün diğer maddelerinde belirtilen yükümlülüklerin yerine getirmesini istedikleri, dava konusu mağazaların davalı şirket tarafından ilgili otellerden kiralanan ve işletilen mağazalar olduğu, protokolde mağazaların ne şekilde teslim edileceğine dair bir düzenleme bulunmayıp, sadece hisse devri ile eş zamanlı teslim edileceğinin belirtildiği, hisse devrinin yapıldığı, ayrıca davacının davalılara verdiği 50.000,00 TL tutarlı senedin de iade edildiği, davalı tanık beyanlarına göre davacının mağazaları devraldığı, bir süre de işlettiği, davacı tanığı ...'ın davacının yanında çalıştığını kabul ettiği, davacının yanında çalışan bu tanığın mağazalardaki hasılatı aldığına dair imzasını taşıyan belgelerin bulunduğu, tanığın belgelerdeki imzaları kabul ettiği, ancak paraları alış sebebini eşinin alacağına bağladığı, 09.11.2011 tarihli belgede ise bu hususta hiç bir kayıt bulunmadığı, bu nedenlerle davacının mağazaların teslim edilmediği iddiasını kanıtlayamadığı, mağazaların kendisine teslim edildiği, hatta bir süre çalıştırıldığı sonucuna varıldığı gerekçesiyle, davanın reddine karar verilmiştir.
Kararı, davacı vekili temyiz etmiştir.
Dava dosyası içerisindeki bilgi ve belgelere, mahkeme kararının gerekçesinde dayanılan delillerin tartışılıp, değerlendirilmesinde usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmamasına göre, davacı vekilinin tüm temyiz itirazları yerinde değildir.
SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerden dolayı, davacı vekilinin bütün temyiz itirazlarının reddiyle usul ve kanuna uygun bulunan hükmün ONANMASINA, temyiz harcı peşin alındığından başkaca harç alınmasına mahal olmadığına, 31/10/2014 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.
Full & Egal Universal Law Academy