Taraflar arasında görülen davada verilen 11/03/2014 tarih ve 2013/317-2014/127 sayılı kararın Yargıtayca incelenmesi davalılar vekilleri tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla dava konusu meblağ 19.292 TL'nin altında bulunduğundan 6100 sayılı Kanun'un geçici 3/2. maddesi delaletiyle uygulanması gereken HUMK'nın 3156 sayılı Kanunla değişik 438. maddesi gereğince duruşma isteğinin reddiyle incelemenin dosya üzerinde yapılmasına karar verildikten sonra, dava dosyası için Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Davacı vekili;mevduat hesabı açtıran müvekkilinin banka personelinin kasıtlı yönlendirmeleriyle paranın off shore hesaba aktarılarak kandırılıp zarara uğratıldığını, mevduat cüzdanında da yazılı olduğu üzere müvekkilinin banka hesabında en son 1.236.18 TL parasının bulunduğunu ileri sürerek fazlaya ilişkin hakları saklı tutularak şimdilik 10.000.00 TL alacağın 28.03.2012 tarihinden itibaren en yüksek banka mevduat faizi ile birlikte davalılardan müteselsilen ve müştereken tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiş; yargılama sırasında kısmi dava açılamayacağı için dava değeri 1.36,19 TL olarak açıklanmak suretiyle buna ilişkin harç miktarı yatırılmış, daha sonra 22.01.2014 tarihli dilekçeyle dava değeri 6.700,16 TL olarak ıslah edilmiştir.
Davalı vekili; yetki ve zamanaşımı itirazında bulunarak, mudilerin off shore (kıyı bankacılığı) bankacılığına yönelmesinin sebebinin yüksek faiz oranları olduğunu savunarak davanın reddini istemiştir.
Davalı vekili, yetki ve zamanaşımı itirazında bulunarak, banka olarak havale işlemini yaptıklarını sorumluluklarının bulunmadığını, mudilerin de müterafık kusurunun olduğunu savunarak davanın reddini istemiştir.
Mahkemece iddia, savunma, bilirkişi raporu ve tüm dosya kapsamına göre; davanın kabulü ile 6.700,16 TL'nin davalalınarak davacıya ödenmesine, asıl alacak miktarı olan 1.148,44 TL'ye dava tarihinden tahsil tarihine kadar avans faizi uygulanmasına, davalı hakkındaki davanın ise pasif husumet yokluğu nedeniyle reddine karar verilmiştir.
Kararı, davalılar vekilleri temyiz etmiştir.
1- Dava dosyası içerisindeki bilgi ve belgelere, mahkeme kararının gerekçesinde dayanılan delillerin tartışılıp, değerlendirilmesinde usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmamasına göre, davalı vekilinin aşağıdaki bendin kapsamı dışında kalan sair temyiz itirazları yerinde değildir.
2- Mahkemece, davacı tarafından ödenen harcın davalıdan tahsiline karar verilmiş ise de daval karşı işbu davanın açılma nedeninin bu banka tarafından devir alınan işlem ve eylemlerinden kaynaklandığı, davacıya ait paranın off shore bankasına gönderilmesi konusundaki işlem ve eylemleri yürüten tarafından devir alındıktan sonra en son devredildiği, bu durumda devredilen eylemlerinden dolayı açılan davada gerek dosya yükümlülüğünü üstlenen gerekse bu bankayı devir alan sayılı Bankacılık Kanunu’nun 140. maddesi uyarınca harçtan muaf olduğu dikkate alınmadan yazılı şekilde harç ile sorumlu tutulması doğru olmayıp, kararın bu yönden bozulması gerekirse de yapılan yanlışlığın giderilmesi yeniden yargılama yapılmasını gerektirmediğinden kararın anılan yönden düzeltilerek onanmasına karar vermek gerekmiştir.
SONUÇ: Yukarıda (1) nolu bentte açıklanan nedenlerle, davalı vekilinin tüm, davalı vekilinin sair temyiz itirazlarının REDDİNE, (2) numaralı bentte açıklanan nedenlerle temyiz eden davalı . vekilinin temyiz itirazının kabulü ile hükmün 4 numaralı bendinden " 24,30 TL başvuru harcı" ibaresinin çıkarılmasına, yine aynı bentten "465,90 TL yargılama gideri ile 24,30 TL peşin harç toplamı 490,20 TL'nin" ibarelerinin çıkarılarak yerine "441.60 TL'nin" ibaresinin yazılmasına kararın bu şekilde davalı yararına DÜZELTİLEREK ONANMASINA, ödediği temyiz peşin harcın isteği halinde temyiz eden davalı iadesine, 24/09/2014 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.