Taraflar arasında görülen davada verilen 31/10/2013 tarih ve 2011/239-2013/263 sayılı kararın Yargıtayca incelenmesi davacı vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Davacı vekili, müvekkillinin 1991 yılından beri faaliyet gösterdiği turizm sektöründe en büyük grup olduğunu, bünyesindeki şirketlerdeki 3987 çalışanı ve 328 acentasıyla hizmet sunduğunu, ibareli” markalarının tanınmış marka haline geldiğini, müvekkili adına tescil edilmiş pek çok internet alan adı bulunduğunu, aynı zamında “ ibaresini ticaret unvanında ayırt edici unsur olarak kullandığını, müvekkilince yapılan araştırma neticesinde ibarelerinin 27.11.2007 tarihinden beri davalılar tarafından ticaret unvanlarında kullanıldığının tespit edildiğini, davalıların aynı zamanda “nedenle müvekkilince esas sayılı dava dosyalarında her iki davalı aleyhine davaların açıldığını, ayrıca müvekkilince nezdinde 30.5.2011 tarihli şikayet başvurusunda bulunulup davalılarca kullanılan internet alan adının müvekkiline devrinin talep edildiğini, başvuru neticesinde davalı şirketlerin kardeş şirketi konumunda olan 1986 yılında kurulmuş in varlığı nedeniyle davalıların kullanımının meşru bir kullanım olduğuna hükmedildiğini, söz konusu kararın hukuki dayanaktan yoksun olduğunu ileri sürerek nezdinde 30.5.2011 tarihinde yapılan vesayılı şikayet sonucunda verilen 10.8.2011 tarihli hakem kararının iptaline veibareli internet alan adının müvekkiline devrine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalılar vekili; müvekkillerinin ortak olduğu dava dışı 1986 yılından beri faal olduğunu, müvekkililerinin bu şirketle beraber ibaresini ticaret unvanlarında ve faaliyet alanlarında kullandıklarını, savunarak davanın reddini istemiştir:
Mahkemece, iddia savunma ve dosya kapsamına göre; davacı tarafından iptali istenilen hakem heyeti kararının çerçevesinde verilmiş bir karar olmadığı gibi hakem heyetinin kararına yönelik esasa dair inceleme yapılamayacağı, hakem heyetinin verdiği kararda uyguladığı iptale dair bir düzenlemenin bulunmadığı, bu nedenle hakem kararının iptalinin ibarelerini kullanımının meşru bir kullanım olduğu, davacının davalıların kullanımının kötüniyetli olduğuna dair delil sunamadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
Kararı, davacı vekili temyiz etmiştir.
Dava dosyası içerisindeki bilgi ve belgelere, mahkeme kararının gerekçesinde dayanılan delillerin tartışılıp, değerlendirilmesinde usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmamasına göre, davacı vekilinin tüm temyiz itirazları yerinde değildir.
SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerden dolayı, davacı vekilinin bütün temyiz itirazlarının reddiyle usul ve kanuna uygun bulunan hükmün ONANMASINA, temyiz harcı peşin alındığından başkaca harç alınmasına mahal olmadığına, 29.09.2014 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.
Full & Egal Universal Law Academy