Taraflar arasında görülen davada verilen 19/01/2012 gün ve 2011/833-2012/31 sayılı kararı bozan Daire’nin 06/02/2014 gün ve 2014/818-2014/2043 sayılı kararı aleyhinde davacı vekili tarafından karar düzeltilmesi isteğinde bulunulmuş ve karar düzeltme dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dosya için düzenlenen rapor dinlenildikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra gereği görüşülüp düşünüldü:
Davacı vekili, müvekkilinin % 31 oranında pay sahibi olduğu davalı şirketin 1995-2004 yıllarına ait genel kurullarının 27.04.2005 tarihli genel kurul toplantısına kadar yapılmadığını, bir aile şirketi olan davalı şirkette ortakların kardeş olmalarına karşın diğer ortakların müvekkiline karşı birleşerek şirketteki haklarını elinden alma çabasına girdiklerini, 04.07.2011 tarihinde yapılan 2008, 2009 ve 2010 yılı genel kurulunda müvekkilinin talebi üzerine bilanço müzakeresinin bir ay sonrasına ertelendiğini, toplantının 08.08.2011 tarihinde yapıldığını, bu toplantılarda müvekkilinin ayrıntılı muhalefetinin reddedilerek kanuna ve anasözleşmeye aykırı kararlar alındığını, 04.07.2011 tarihli olağanüstü genel kurul toplantısı gündemini sayılı kararı ile atanan kayyum yetki sınırlarını aşarak oluşturduğunu, zira kayyumun 27.05.2008 genel kurulunda ibra edilmeyen üyelerin şirket aleyhine açacağı davada ve şirketin alacak ve borç ilişkilerinde şirketi temsil etmek, ortaklar arasındaki pay devrini sağlamak amacı ile genel kurul yapmak, bilançoları incelemek üzere yeminli mali müşavir atamak ve bu süreçte şirketin haklarını korumak için atandığını ileri sürerek, kayyumun 04.07.2011 tarihli olağanüstü genel kurulun 3, 4, 7 ve 8 numaralı gündem maddeleri ile 08.08.2011 tarihli olağanüstü genel kurulun 3, 4 ve 5 numaralı gündem maddelerini hazırlamak üzere yetkili olmadığının tespitini, 04.07.2011 tarihli olağanüstü genel kurulun 3, 4, 5, 6, 7 ve 8 numaralı ve 08.08.2011 tarihli olağanüstü genel kurulun 3, 4 ve 5 numaralı gündem maddelerinde alınan kararların iptalini, davalı şirketin 1995-2004 yıllarına ait genel kurullarının hiç yapılmadığı değerlendirilerek 10 yıl için geriye dönük olarak hesaplarının incelemesi ile gerçek kârın tespitini ve bu kârın ortaklara dağıtımı için davalı şirkete özel denetçi atanmasını talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili, davanın reddini savunmuştur.
Mahkemece, davanın kısmen kabulüne daire verilen karar taraf vekillerinin temyizi üzerine Dairemizce davalı yararına bozulmuştur.
Davacı vekili bu kez karar düzeltme isteminde bulunmuştur.
Yargıtay ilamında benimsenen gerektirici sebeplere göre, davacı vekilinin HUMK’nın 440. maddesinde sayılan hallerden hiçbirini ihtiva etmeyen karar düzeltme isteğinin reddi gerekir.
SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerden dolayı, davacı vekilinin karar düzeltme isteğinin HUMK’nın 442. maddesi gereğince REDDİNE, alınması gereken 52,40 TL karar düzeltme harcı peşin ödenmiş olduğundan yeniden alınmasına yer olmadığına, 3506 sayılı Yasa ile değiştirilen HUMK'nın 442/3. maddesi hükmü uyarınca, takdiren 228,00 TL para cezasının karar düzeltilmesini isteyenden alınarak gelir kaydedilmesine, 23/09/2014 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.
Full & Egal Universal Law Academy