Taraflar arasında görülen davada verilen 13/02/2014 tarih ve 2013/59-2014/17 sayılı kararın Yargıtayca incelenmesi davacı vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Davacı vekili, müvekkilinin ibareli markalarının ve ayrıca tanınmış seri markasının kök unsuru olan kelimesinin davalı tarafından bu markayla iltibas oluşturacak şekilde olarak tescil edildiğini ileri sürerek markanın hükümsüzlüğünü ve sicilden terkinini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili, müvekkilinin en değerli üç markasından biri olduğunu ve markasının tanınmış marka olduğunu, davacının aktif dava ehliyetinin bulunmadığını, hukuki menfaatinin bulunmadığını, ibaresinin değişik firmalarca tescil edildiği gibi müvekkili tarafından davacıdan önce 1998'den itibaren ibareli marka tescillerinin bulunduğunu dolayısıyla marka üzerindeki öncelik hakkının müvekkiline ait olduğunu, bu ibarenin hizmetler bakımından jenerik olduğunu savunarak davanın reddini istemiştir.
Mahkemece, iddia, savunma ve tüm dosya kapsamına göre, cep ibaresinin davalı adına tescilli olduğu orta düzeyde dikkatli tüketicinin markayı karıştırma ihtimalinin bulunmadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
Kararı davacı vekili temyiz etmiştir.
Dava dosyası içerisindeki bilgi ve belgelere, mahkeme kararının gerekçesinde dayanılan delillerin tartışılıp, değerlendirilmesinde usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmamasına göre, davacı vekilinin tüm temyiz itirazları yerinde değildir.
SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerden dolayı, davacı vekilinin bütün temyiz itirazlarının reddiyle usul ve kanuna uygun bulunan hükmün ONANMASINA, temyiz harcı peşin alındığından başkaca harç alınmasına mahal olmadığına, 22.09.2014 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.