MAHKEMESİ : ... 1.FİKRÎ VE SINAÎ HAKLAR HUKUK MAHKEMESİ
Taraflar arasında görülen davada ... 1.Fikrî ve Sınaî Haklar Hukuk Mahkemesi’nce verilen 30/12/2013 tarih ve 2013/58-2013/256 sayılı kararın Yargıtayca incelenmesi davacı vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Davacı vekili, müvekkilinin dünyaca tanınan ... markasının sahibi olan firmanın lisansörü olarak Türkiye'de hizmet veren bir GSM kuruluşu olduğunu, tüketiciler nezdinde adeta müvekkili ile özdeşleşen markalardan biri ve en önemlisinin “...” kök ibareli markalar olup, müvekkilinin “...” ve “...” ibaresine ekli ibarelerden oluşan 183 adet tescilli marka sahibi olduğunu ve bu markaların seri marka niteliği taşıdığını, asli unsuru “...” ibaresi olan ve “...” kök kelimesine ekli ibarelerden oluşturulan bu markaların 2000 yılından itibaren önce ... A.Ş. tarafından kullanılmaya başlandığını, 2006 yılında müvekkili tarafından markaların devralınmasından sonra da kullanılmaya devam edildiğini ve markaların kullanımla ayırt edici hale geldiğini ancak, davalıya ait “...” markasının, müvekkilinin 2000/17287 no'lu “...”, 2000/17286 no'lu “...”, 2009/39129 no'lu “...” ve 2000/21346 no'lu “...” markalarına ayırt edilemeyecek şekilde benzemekle birlikte, müvekkiline ait “...” kök ibareli 183 marka ile de benzer nitelikte olup, davalı ile aynı sektörde faaliyet gösteren ve markalan aynı sınıflarda tescilli olan müvekkili şirket bakımından iltibas riskinin oldukça yüksek olduğunu ileri sürerek, davalı adına ... nezdinde 2010/84172 numara ile 9,35. ve 38. sınıflarda tescilli “...” markasının tescilli olduğu tüm sınıflarda 556 sayılı KHK'nın 42/1-b maddesi uyarınca hükümsüzlüğüne ve sicilden terkinine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili, davacının aktif dava ehliyetinin ve dava açmakta hukuki menfaatinin bulunmadığını, tescilde öncelik ilkesi gereğince dava açma hakkının müvekkiline ait olduğunu, aynca davacının uzun süre sessiz kalarak hak kaybına da uğradığını savunarak, davanın reddini istemiştir.
Mahkemece iddia, savunma, toplanan deliller ve tüm dosya kapsamına göre, "..." ibaresinin davacıdan önce davalı tarafından tescilli nedeniyle ibare üzerindeki öncelik hakkının davalıya ait oluşu ve orta dikkatli tüketicinin markayı karıştırma ihtimalinin bulunmadığı gerekçesiyle, davanın reddine karar verilmiştir.
Kararı, davacı vekili temyiz etmiştir.
Dava dosyası içerisindeki bilgi ve belgelere, mahkeme kararının gerekçesinde dayanılan delillerin tartışılıp, değerlendirilmesinde usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmamasına göre, davacı vekilinin tüm temyiz itirazları yerinde değildir.
SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerden dolayı, davacı vekilinin bütün temyiz itirazlarının reddiyle usul ve kanuna uygun bulunan hükmün ONANMASINA, temyiz harcı peşin alındığından başkaca harç alınmasına mahal olmadığına, 01.10.2014 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.
Full & Egal Universal Law Academy