MAHKEMESİ : ... 4.FİKRÎ VE SINAÎ HAKLAR HUKUK MAHKEMESİ
Taraflar arasında görülen davada ... 4.Fikrî ve Sınaî Haklar Hukuk Mahkemesi’nce verilen 17/12/2013 tarih ve 2013/89-2013/238 sayılı kararın Yargıtayca incelenmesi davacı vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Davacı vekili, TPE nezdinde "cep" ve bu ibareyi taşıyan toplam 183 adet marka tesciline sahip olduğunu, bu markaların asli unsurunun 'cep' ibaresi olduğunu, Türkiye' nin her bölgesinde 'cep shop' ve 'cep merkezi' markalarını da kullandığını, böylece asli unsuru 'cep' olan onlarca marka ürettiğini ve yoğun reklam ve tanıtımlarla markayı tanıttığını, 'cep' ibaresinin müvekkili ile özdeşleştiğini, bu markaların seri marka haline geldiğini, seri markanın söz konusu olduğu durumlarda iltibas değerlendirmesi yapılırken markayı oluşturan unsurların ayırt edici gücünün düşük veya yüksek olup olmamasının bir önem arz etmediğini, hukukumuzda seri markalar ile ilgili bir düzenleme bulunmamakla birlikte bu boşluğun hakim tarafından doldurulmasının gerektiğini, müvekkilinin 'cep fatura' markasının da sahibi olduğunu, davalının ise 'turkcell fatura cepte' ibaresini kullanarak müvekkilinin marka hakkına tecavüzde bulunduğunu, 'fatura cepte' ibaresi ile 'cep fatura' ibaresi arasında sözcüklerin yer değiştirmesi dışında tek farkın 'te' harfleri olduğunu, bu durumda markaların ayırt edilemeyecek kadar benzer olduklarının ve karıştırma ihtimali bulunduğunun kabulünün gerektiğini ileri sürerek, davalıya ait 'turkcell fatura cepte' şeklindeki markasal kullanımın müvekkiline ait 2000/07121 no' lu 'cep fatura' ve 'cep' kök ibareli seri markalardan kaynaklanan haklara tecavüz teşkil ettiğinin tespitine ve 25.000 TL manevi tazminatın haksız eylem tarihinden itibaren ticari faizi ile birlikte davalıdan tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili, 'turkcell faturacepte' biçimindeki kullanımın karıştırma ihtimaline yol açmasının mümkün olmadığını, markalar arasında karıştırma ihtimalinin bulunmadığını, tazminat talep şartlarının söz konusu olmadığını ayrıca davacının 14 yıldır sessiz kaldığı bir konuda, eğer varsa bile haklarını kaybettiğini savunarak, davanın reddini istemiştir.
Mahkemece, tüm dosya kapsamına ve toplanan delillere göre, davalının 1998, 2000, 2002, 2003 tarihli hazır cep+şekil, ..., ... ve ...+şekil biçimindeki marka tescilleri söz konusu olup, her iki tarafa ait cep ibareli bu markaların 1998 ve 2000' li yıllardan dava tarihi olan 2013 yılına kadar yaklaşık 13 yıl boyunca bir arada kullanıldığı, bu kullanımlardan dolayı taraflar arasında herhangi bir nizanın meydana gelmediği, markaların piyasada aynı anda ve birlikte var oldukları, gerekçesiyle, davanın reddine karar verilmiştir.
Kararı, davacı vekili temyiz etmiştir.
Dava dosyası içerisindeki bilgi ve belgelere, mahkeme kararının gerekçesinde dayanılan delillerin tartışılıp, değerlendirilmesinde usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmamasına göre, davacı vekilinin tüm temyiz itirazları yerinde değildir.
SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerden dolayı, davacı vekilinin bütün temyiz itirazlarının reddiyle usul ve kanuna uygun bulunan hükmün ONANMASINA, temyiz harcı peşin alındığından başkaca harç alınmasına mahal olmadığına, 16/10/2014 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.
Full & Egal Universal Law Academy