MAHKEMESİ :TİCARET MAHKEMESİ
Taraflar arasında görülen davada ... ... 1. Asliye Ticaret Mahkemesi’nce verilen 21/04/2011 gün ve 2009/854-2011/275 sayılı kararı onayan Daire’nin 13.09.2013 gün ve 2012/3109 - 2013/15613 sayılı kararı aleyhinde davalı vekili tarafından karar düzeltilmesi isteğinde bulunulmuş ve karar düzeltme dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dosya için düzenlenen rapor dinlenildikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra gereği görüşülüp düşünüldü:
Davacı vekili, davalı ve müvekkili ile birlikte dava dışı ...'nın, yine dava dışı olan ...Limited Şirketi'nin ortakları olduklarını, şirketin ileride doğması muhtemel zararlarını karşılamak üzere her üç ortağın 15.04.2009 tarihli ortaklık sözleşmesine dayalı olarak 100.000 EURO bedelli senet tanzim ettiklerini ve bu senetlerin şirket muhasebecisi olan davalıda toplandığını, davalının boş kısımlarını doldurarak ve lehtar kısmına da kendi adını yazarak müvekkilinin verdiği senedi icra takibine koyduğunu, söz konusu senedin teminat olarak verildiğini ileri sürerek, sözkonusu senet nedeniyle borçlu olmadığının tespitine, davalının kötü niyet tazminatına mahkum edilmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili, söz konusu senedin müvekkili tarafından davacıya verilen borç karşılığında keşide edildiğini, davacının iddialarını yazılı delil ile kanıtlaması gerektiğini savunarak davanın reddini istemiştir.
Mahkemece, 100.000 EURO gibi yüksek bedelli bir bononun vade tarihinden 2,5 yıl sonra takibe konulmasının hayatın olağan akışı ile bağdaşmadığı, tarafların ortağı olduğu limited şirketin diğer ortağına karşı davalının yine 100.000 EURO bedelli bonoya dayalı olarak takip yaptığı, bu takibe itiraz eden diğer ortağın da davacı ile aynı iddiaları ileri sürdüğü, davalının aynı şirketin diğer iki ortağına aynı miktarda borç vermiş olmasının ve borcunu ödemeyen her iki ortak ile de şirketteki ortaklığını devam ettirmesinin de hayatın olağan akışına aykırı olduğu, davacının şirketteki hissesinin bir kısmını davalıya devrettiği, 25.01.2007 tarihinden bu yana davacıdan alacağını tahsil edemeyen davalının bir de davacıya hisse bedeli ödemesinin mümkün bulunmadığı, davacının sunduğu ortaklık sözleşmesinin, şirketin 02.06.2009 tarihli ortaklar kurulu kararı ile hayata geçirildiği, dolayısıyla davalı tarafından elektronik ortamda gönderilen teklifte tüm ortakların uyuştuğunun açıkça anlaşıldığı, sonuç olarak davalının teminat olarak kendisine verilen senedi doldurarak tedavüle soktuğu gerekçesiyle davanın kabulüne, takip miktarının %40'ı oranında kötüniyet tazminatının davalıdan tahsiline dair verilen karar davalı vekili tarafından temyizi üzerine Dairemizin 13.09.2013 tarihli kararı ile onanmıştır.
Davalı vekili karar düzeltme isteminde bulunmuştur.
Dosyadaki yazılara, mahkeme kararında belirtilip Yargıtay ilamında benimsenen gerektirici sebeplere göre, davalı vekilinin HUMK’nın 440. maddesinde sayılan hallerden hiçbirisini ihtiva etmeyen karar düzeltme isteğinin reddi gerekir.
SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerden dolayı, davalı vekilinin karar düzeltme isteğinin HUMK’nın 442. maddesi gereğince REDDİNE, aşağıda yazılı bakiye 01,95 TL karar düzeltme harcının ve 3506 sayılı Yasa ile değiştirilen HUMK'nın 442/3. maddesi hükmü uyarınca takdiren 228,00 TL para cezasının karar düzeltilmesini isteyenden alınarak hazineye gelir kaydedilmesine, 02.05.2014 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.
Full & Egal Universal Law Academy