MAHKEMESİ:FİKRİ VE SINAÎ HAKLAR HUKUK MAHKEMESİ
Taraflar arasında görülen davada ... 3. Fikri ve Sınaî Haklar Hukuk Mahkemesi’nce verilen 24.09.2013 tarih ve 2012/170-2013/157 sayılı kararın Yargıtayca incelenmesi davacı vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava, 6100 sayılı Kanun'un geçici 3/2. maddesi delaletiyle uygulanması gereken HUMK'nın 3156 sayılı Kanun ile değişik 438/1 maddesi hükmü gereğince miktar veya değer söz konusu olmaksızın duruşmalı olarak incelenmesi gereken dava ve işlerin dışında bulunduğundan duruşma isteğinin reddiyle incelemenin dosya üzerinde yapılmasına karar verildikten sonra dava dosyası için Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Davacı vekili, müvekkili şirketin 1961 yılından beri "bisküviler, krakerler, gofretler, pastalar, tartlar, kekler vs." ürünlerin imali, ithali, ihracı ve ticareti ile ilgili olarak faaliyet gösterdiğini, 101491 sayılı "...", 90091 sayılı "...", 134296 sayılı "...", 89193 sayılı "...", 2000/3875 sayılı "...", 2004/24773 sayılı "...!", 2005/01409 sayılı "... -...! ŞEKİL", 89888 sayılı "...", 2005/1411 sayılı "...", 2005/1412 sayılı "...", 2005/1410 sayılı "...", 2006/16356 sayılı "... ...", ibareli tanınmış markaların ve 2005/131 sayılı "... ...!" ibaresini taşıyan ambalaj tasarımının sahibi olduğunu, davalının karıştırma ihtimali bulunacak derecede benzer nitelikteki “...” ibaresini marka olarak tescil ettirmek üzere davalı ...’ye başvuruda bulunduğunu, 2010/42254 kod numarasını alan başvurunun, Resmi Marka Bülteni'nde ilanı üzerine müvekkili tarafından itirazda bulunulduğunu, ancak itiraz yerinde görülmeyerek reddedildiğini, bu kararın yeniden incelenmesi talebinin de nihai olarak YİDK tarafından reddedildiğini, oysa davalı şirketin kötü niyetli olduğunu, müvekkili şirketin gerçekleştirdiği reklam harcamaları ile puf markasının ayırt edicilik kazandığını ve tanınmış marka haline geldiğini, farklı sınıflar için dahi korunması gerektiğini, bu nedenle davaya konu kararın hukuka aykırı olduğunu belirterek, 2012-M-1756 sayılı YİDK kararının iptaline, tescili halinde markanın hükümsüzlüğüne ve sicilden terkinine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı şirket vekili, müvekkili şirket tarafından tescili talep edilen “...” ibaresinin davacının iddialarının aksine, davacıya ait markalardan farklı olduğunu, karıştırılma ihtimalinin bulunmadığını, haksız yarar sağlanacağı ve markanın itibarına zarar vereceği savlarının da dayanaksız olduğunu savunarak, davanın reddini istemiştir.
Davalı ... vekili, davanın reddini istemiştir.
Mahkemece, iddia, savunma, benimsenen bilirkişi raporu ve tüm dosya kapsamına göre; davaya konu “...” ibareli başvurunun davacının itiraza dayanak önceki tarihli markaları ile görsel, işitsel, anlamsal ve genel izlenim olarak farklı olduğu, asgari düzeyde bir benzerlik ve bağlantı kurulması ihtimali dahil karıştırılması tehlikesinden söz edilemeyeceği, davacının '...' ibareli markasının tanınmışlığının da sonuca bir etkisinin olmadığı, bu koşullarda başvurunun kötü niyetli olduğundan da söz edilemeyeceği, her ne kadar söz konusu markaların ihtiva ettiği mal ve hizmetlere ilişkin sınıflar aynı ise de, bunun hükümsüzlük için tek başına yeterli olmadığı, tüm bu nedenlerle KHK'nın 8/1-b ve 8/4 maddeleri anlamında tescil engeli ve hükümsüzlük koşullarının bulunmadığı, iptali istenen YİDK kararında ve marka tescilinde bir isabetsizlik olmadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
Kararı, davacı vekili temyiz etmiştir.
Dava dosyası içerisindeki bilgi ve belgelere, mahkeme kararının gerekçesinde dayanılan delillerin tartışılıp, değerlendirilmesinde usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmamasına göre, davacı vekilinin tüm temyiz itirazları yerinde değildir.
SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerden dolayı, davacı vekilinin bütün temyiz itirazlarının reddiyle usul ve kanuna uygun bulunan hükmün ONANMASINA, aşağıda yazılı bakiye 0,90 TL temyiz ilam harcının temyiz eden davacıdan alınmasına, 01.10.2014 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.