MAHKEMESİ:TİCARET MAHKEMESİ
Taraflar arasında görülen davada... Asliye Ticaret Mahkemesi’nce verilen 20/02/2014 tarih ve 2011/322-2014/51 sayılı kararın Yargıtayca incelenmesi davacı vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Davacı vekili, müvekkilinin ... Ulaştırma Gemi Söküm Turizm Demir Çelik Su Sporları Atık Maddeler Sanayi ve Ticaret A.Ş'nin hissedarı olup, 2004 ve 2007 yılları arasında yönetim kurulu üyesi olduğunu, şirket yönetim kurulu üyeleri olan davalıların 2006 yılından beri müvekkilini kötü niyetli olarak devre dışı bırakmak istediklerini, yönetim kurulu toplantılarına iştirak etmesini engellediklerini, ticari defterleri inceleme imkanı vermediklerini, şirketin zararda olduğunu söyleyerek müvekkilinin hissesini davalı ...'na devretmeye zorladıklarını, bunun sonucunda müvekkilince 18.09.2006 tarihli hisse devri protokolünün imzaladığını, müvekkilinin daha sonra hile ile şirketin zararda gösterildiğini öğrendiğini, müvekkilinin imzası taklit edilerek genel kurul toplantısı yapıldığını, 20.07.2007 tarihli genel kurul toplantısında kar dağıtmama kararı alındığını ancak safı karın tamamının bilançoda gösterilmediğini, bazı kazanımların şirket kasasına girmediğini, bazılarının belirsiz olduğunu, muvazalı satış yapıldığını, şirket zararına kredi sözleşmeleri imzalandığını, yersiz ödemeler yapıldığını, müvekkilin doğrudan ve dolaylı zararlarını karşılaması bakımından şirket yönetim kurulu ve denetim kurulu üyelerinin şahsi sorumluluğu doğduğunu ileri sürerek, fazlaya ilişkin haklarını saklı tutarak, şimdilik 30.000,00 TL'nin davalılardan tahsili ile müvekkiline verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili, zamanaşımının dolduğunu, müvekkili ...'nun 11.07.2007 tarihinden itibaren şirket ortağı veya yönetim kurulu üyesi olmadığından husumet yenetilemeyeceğini, davanın esasına ilişkin olarak da iddiaların soyut ve muğlak olduğunu savunarak, davanın reddini savunmuştur.
Mahkemece, iddia, savunma, benimsenen bilirkişi raporu ve dosya kapsamına göre, 20.07.2007 tarihine kadar yapılan eylem ve işlemler bakımından TTK’nun 309. maddesindeki 2 yıllık zamanaşımı süresinin dolduğundan davalı yönetim kurulu üyelerinin bu tarihten sonraki eylem ve işlemleri bakımından değerlendirilmesi gerektiği, davacının yönetim kurulu üyeleri olan davalıların şirket yönetimindeki kusurlu eylemleri nedeniyle zarara uğradığı iddiasını kanıtlayamadığı gerekçesiyle, davanın reddine karar verilmiştir.
Kararı, davacı vekili temyiz etmiştir.
Dava dosyası içerisindeki bilgi ve belgelere, mahkeme kararının gerekçesinde dayanılan delillerin tartışılıp, değerlendirilmesinde usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmamasına ve davacının iddia ettiği zararların şirketin zararı olması nedeniyle ancak şirkete verilmesini isteyebilmesine ve davacının doğrudan zararını da ispatlayamamasına göre, davacı vekilinin tüm temyiz itirazları yerinde değildir.
SONUÇ:Yukarıda açıklanan nedenlerle davacı vekilinin bütün temyiz itirazlarının reddiyle usul ve kanuna uygun bulunan hükmün ONANMASINA, temyiz harcı peşin alındığından başkaca harç alınmasına mahal olmadığına, 09/12/2014 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.