MAHKEMESİ :ASLİYE HUKUK MAHKEMESİ
Taraflar arasında görülen davada Asliye Hukuk Mahkemesi’nce verilen 14/11/2012 tarih ve 2011/349-2012/688 sayılı kararın Yargıtayca incelenmesi davacı vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Davacı vekili, müvekkil kurum Emekli Sandığı'ndan dul aylığı almakta iken, 28.03.1991 tarihinde vefat eden ....’ın oğlu ve vekili ....’ın, annesinin ölümünden sonra 01.12.1995-20.11.2005 tarihleri arasında dul aylıklarını vekaletname ile haksız yere tahsil etmeye devam ederek müvekkili kurumu 23.876,49 TL zarara uğrattığını, davalı banka ile sandık arasında yapılmış olan anlaşma gereğince, her yıl alınması gereken yoklama belgelerinin davalı tarafça alınmadığını belirterek 23.876,49 TL bedelin ödemeler tarihinden itibaren işleyecek yasal faiziyle birlikte davalıdan tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili, davanın zaman aşımına uğradığını, yoklama belgelerinin herhangi bir resmi niteliğinin bulunmadığını, kanuni temsilcinin beyan ve imzasının yeterli olduğunu, yoklama belgesinin düzenlenmemesi ile emekli sandığının oluşan zararı arasında illiyet bağı bulunmadığını, paraların noterden düzenlenen sahte vekaletname ile çekildiğini belirterek davanın reddini istemiştir.
Mahkemece yapılan yargılama sonunda iddia, savunma, bilirkişi raporu ve tüm dosya kapsamına göre, taraflar arasında düzenlenmiş protokol gereğince açılan hesaplara ilişkin paraların çekilmesi sırasında banka tarafından yılda bir kere sandığın belirleyeceği dönemde yoklama belgesi alınması gerektiği, maaş hesabının Kartal Şubesi'nde olup, vekil ....’ın annesine ait maaşları genellikle .... Şubesi'nden çektiği ve Soğanlık Şubesi'nin, Kartal Şubesi'nden provizyon olarak ödemeyi yaptığı, provizyon alan şubenin kimlik tespiti yapmak dışında bir sorumluluğunun olmadığı, kaldı ki dava dışı ....’ın annesinin ölümünü de ilgili yerlere bildirmediği, dolayısı ile ...'nın uğradığı zararla bankanın alınması gereken belgeleri almayarak işlem yapması arasında doğrudan bir illiyet bağının bulunmadığı, davalı tarafa bir kusur atfının mümkün olmadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
Kararı, davacı vekili temyiz etmiştir.
Dava dosyası içerisindeki bilgi ve belgelere, mahkeme kararının gerekçesinde dayanılan delillerin tartışılıp, değerlendirilmesinde usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmamasına göre, davacı vekilinin tüm temyiz itirazları yerinde değildir.
SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerden dolayı, davacı vekilinin bütün temyiz itirazlarının reddiyle usul ve kanuna uygun bulunan hükmün ONANMASINA, davacı harçtan muaf olduğundan, harç alınmasına yer olmadığına, 03/06/2014 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.
Full & Egal Universal Law Academy