MAHKEMESİ :TİCARET MAHKEMESİ
Taraflar arasında görülen davada ... 3. Asliye Ticaret Mahkemesi’nce verilen 03/11/2011 gün ve 2011/40-2011/39 sayılı kararı onayan Daire’nin 13.02.2014 gün ve 2012/9683-2014/2467 sayılı kararı aleyhinde davacı vekili tarafından karar düzeltilmesi isteğinde bulunulmuş ve karar düzeltme dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dosya için düzenlenen rapor dinlenildikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra gereği görüşülüp düşünüldü:
Davacı vekili, müvekkili bankanın ... Şubesi tarafından dava dışı ... San. A.Ş'ye 1994 yılında USD ve TL cinsinden krediler kullandırıldığını, kredilerin teminatını oluşturmak üzere ..., ... ve ...'ın kefaletlerinin tesis edildiğini, firma ve kefilleri hakkında 09.06.1998 tarihinde genel haciz yolu ile takibe başlandığını, takip sonucu kısmi tahsilat yapılması nedeniyle takiplere devam olunduğunu ancak yapılan hacizlerde borçlu ve kefillerin herhangi bir mal varlığına rastlanılmadığını, borçlu şirketin hukuki boşluk ve ticari hayatın kendisine tanıdığı olanaklardan yararlanarak başka nam ve unvanlarla aynı kişilerce perde arkasından faaliyetlerini devam ettirdiğini, bu kapsamda kredi borçluları ile davalı firma ve kişiler arasında fiili ve organik bağ bulunduğunu, borçluların bankadan mal kaçırmak amacıyla faaliyetlerini bu şirket ve kişiler üzerinden sürdürdüklerini, bu durumun hukuki olarak namı müstear, perdeyi kaldırma teorisi ve kanuna karşı hile ile muvazaa nedenleriyle batıl olduğunu ileri sürerek, fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydıyla 948.309,00 TL banka asıl alacağının 09.06.1998 tarihinden itibaren hesaplanacak temerrüt faiziyle birlikte davalılardan tahsilini talep ve dava etmiştir.
Davalılar ... Tic. A.Ş, ..., ..., ..., ... vekili ile ... Tic.A.Ş, ... Tic. A.Ş. vekili ve ... davanın reddini istemişlerdir.
Mahkemece davanın reddine dair verilen kararın davacı vekilince temyizi üzerine karar Dairemizin 2012/9683 Esas, 2014/2467 Karar sayılı ilamıyla onanmıştır.
Davacı vekili karar düzeltme isteminde bulunmuştur.
Dosyadaki yazılara, mahkeme kararında belirtilip Yargıtay ilamında benimsenen gerektirici sebeplere göre, davacı vekilinin HUMK’nın 440. maddesinde sayılan hallerden hiçbirisini ihtiva etmeyen karar düzeltme isteğinin reddi gerekir.
SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerden dolayı, davacı vekilinin karar düzeltme isteğinin HUMK’nın 442. maddesi gereğince REDDİNE, karar düzeltme isteyen davacı harç ve cezadan muaf olduğundan harç ve ceza alınmasına mahal olmadığına, 16.10.2014 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.
Full & Egal Universal Law Academy