MAHKEMESİ :TİCARET MAHKEMESİ
Taraflar arasında görülen davada ... (Kapatılan) ... 8. Asliye Ticaret Mahkemesi’nce verilen 18/02/2014 tarih ve 2013/59-2014/26 sayılı kararın Yargıtayca incelenmesi davacı vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Davacı vekili; müvekkiline ait ... isimli nakliyat tenezzüh teknesinin davalı ... nezdinde sigortalı iken 19/05/2008 tarihinde yan yatarak devrildiğini, olay sonrası teknede oluşan zararın ... 1.Asliye Hukuk Mahkemesi'nin 2008/104 D.İş sayılı dosyası ile 37.000,00 TL olarak tespit edildiğini, poliçe kapsamında zararın tazmini için davalı ... şirketine başvurduklarını, başvurunun teminat dışı olduğu gerekçesi ile reddedildiğini, poliçede ve Nakliyat Tenezzüh Tekneleri Poliçesi Genel Şartlarında belirtilen hasarların teminat dışı olduğuna dair bir hüküm bulunmadığını, davalının zararın tazmininden imtina etmesinin haksız olduğunu, bu durumun müvekkilinin maddi imkansızlık nedeni ile tekneyi kurtaramaması ve teknenin tamamen batmasına neden olduğunu belirterek 20.000 TL nin olayın meydana geldiği tarihten itibaren reeskont faizi ile tazminini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili; 6762 sayılı TTK'nın 1380/2 maddesi gereğince geminin alelade kullanılması nedeniyle gemi ve teferruatının uğradığı zararın sigortacı tarafından tanzim edilmeyeceğini, dava konusu geminin sigortalı davacı tarafından pek çok hayati donanımdan yoksun bir şekilde uzun süre denizde yatmaya terk edilerek özensizce ve alelade kullanıldığını, bu durumun hasarı poliçe teminatı dışında bıraktığını, sigorta ettiren kimsenin zararı önlemeye, azaltmaya ve hafifletmeye yarayacak tedbirleri almakla mükellef olduğunu, davacının bu tedbirleri almadığı gibi, teknenin zararını yükselterek menfaat saiki ile hareket ettiğini, bu durumun Yat Clauses kayıtlarına da aykırı olduğunu, teknenin olay tarihi itibariyle denize elverişlilik belgesinin bulunmadığını, poliçede yer alan kayda rağmen teknenin ticari amaçla kullanıldığını, poliçe hükümlerine aykırı hareket edildiğini, zarar tutarının fahiş ve haksız olduğunu, ... 1.Asliye Hukuk Mahkemesi tarafından yapılan tespitin gıyablarında yapıldığından tespite itiraz ettiklerini, kabul anlamına gelmemekle birlikte poliçede yer alan tenzili muafiyet kaydına istinaden %1 oranında indirim yapılması gerektiğini belirterek davanın reddini savunmuştur.
Mahkemece iddia, savunma, bilirkişi raporu ve tüm dosya kapsamına göre; teknenin pervane şaftı çıkışındaki sızdırmazlık sorunu yüzünden su aldığı, teknenin yaşlı ve bakımsız olması nedeniyle dip armuzlarından su alabileceği, teknenin bağlı olduğu mahalde dip zeminin çamur ve milli oluşundan dolayı dipte su seviyesinde farklılık oluşturması sebebiyle teknenin daha derin olan kısma yan yatmasına sebep olacağı, teknenin korumasız bir yerde bırakıldığı, teknenin ticari amaçla kullanıldığına dair delil olmadığı, teknenin yüksek süratli tekne sınıfına girdiği, bu yüzden 19 numaralı sürat teknesi klozunun uygulanması gerektiği, buna göre gemi hareket halinde değilken meydana gelen rizikonun sigorta teminatı kapsamına dahil olmakla birlikte fırtınaya açık plaj veya kıyıda dubaya bağlı ya da demirliyken içinde kimse olmaksızın bırakıldığı sırada oturması, batması, denize gömülmesi nedeniyle doğan zararın teminat kapsamı dışında kaldığı, teknenin su alma nedeninin teknedeki eskime ve yıpranmaya dayandığının bilirkişilerce tespit edildiği, hasarın teknenin muhafazasız bir yerde ve nezaretçi olmaksızın bırakıldığı sırada yan yatması ve su dolması nedeniyle meydana geldiğinin anlaşılması karşısında hasarın sigorta teminat kapsamında olmadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
Kararı, davacı vekili temyiz etmiştir.
Dava dosyası içerisindeki bilgi ve belgelere, mahkeme kararının gerekçesinde dayanılan delillerin tartışılıp, değerlendirilmesinde usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmamasına göre, davacı vekilinin tüm temyiz itirazları yerinde değildir.
SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerden dolayı, davacı vekilinin bütün temyiz itirazlarının reddiyle usul ve kanuna uygun bulunan hükmün ONANMASINA, temyiz harcı peşin alındığından başkaca harç alınmasına mahal olmadığına, 01/10/2014 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.
Full & Egal Universal Law Academy