MAHKEMESİ :TİCARET MAHKEMESİ
Taraflar arasında görülen davada ... 2. Asliye Ticaret Mahkemesi’nce verilen 27/12/2011 gün ve 2009/716-2011/712 sayılı kararı onayan Daire’nin 14.01.2014 gün ve 2012/8860-2014/745 sayılı kararı aleyhinde davacı vekili tarafından karar düzeltilmesi isteğinde bulunulmuş ve karar düzeltme dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dosya için düzenlenen rapor dinlenildikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra gereği görüşülüp düşünüldü:
Davacı vekili, taraflar arasında 29/12/2003 tarihli sistem kullanım anlaşması yapıldığını, aralarındaki ilişkinin bu sözleşmeye bağlı olarak uzun süre sorunsuz devam ettiğini, müvekkilinin 20/03/2009 tarihli yazısı ile krizden kaynaklanan ekonomik durum nedeniyle durumunun mücbir sebep kapsamında değerlendirilerek sistem kullanım anlaşmasının 01/04/2009 tarihi itibari ile sonlandırılmasını istediğini, davalının istemi reddettiğini, bu süreç içerisinde 02/04/2009 tarihinden 29/06/2009 tarihine kadar davalı yana 343.401 TL ve 343.238 TL tutarında ödemelerin yapıldığını, davacının içinde bulunduğu durumun tamamen mücbir sebebe dayandığını, ülkede bulunan genel ekonomik krizden etkilendiğini, bu durum nedeniyle müvekkilinin işletmesinin faaliyet dışı kaldığını, davalının hizmetinden yararlanmadığını, BK'nın 117. maddesinde belirtildiği üzere müvekkilinden kaynaklanmayan sebeplerle edimi yerine getirmesinin imkansız hale geldiğini ileri sürerek, şimdilik 343.401 TL'nin faizi ile birlikte davalıdan alınarak davacıya iadesine, bu istemin kabul olmaması halinde sözleşmenin 5.maddesi kapsamında taleplerinin bir sona erdirme iradesi olarak kabul edilerek 20/06/2009 tarihinden itibaren müvekkilinin sözleşme ile bağlı olmadığının tespiti ve bu tarihten sonra yapılmış olan 343.401 TL'nin ödeme tarihinden itibaren işleyecek faizi ile birlikte davacıya iadesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili, mücbir sebebin koşulları dikkate alındığında davacının durumunun mücbir sebep olarak değerlendirilemeyeceğini, davacının tacir olup TTK'nın 20. maddesi gereğince basiretli tacir olarak hareket etmesi ve tedbirli davranması gerektiğini, ekonomik krizin tüm şirketler için objektif bir durum olmadığından BK'nın 117. maddesi gereğince mücbir sebep olarak değerlendirilemeyeceğini savunarak, davanın reddini istemiştir.
Mahkemece genel olarak dava konusu olayın mücbir sebep olarak değerlendirilmesinin mümkün olmadığı, mücbir sebep olayının genel hükümlerle birlikte taraflar arasındaki sistem kullanım anlaşmasının 4. maddesi ve bu maddenin yollama yaptığı Elektrik Piyasası Lisans Yönetmeliği'nin 51. maddesi kapsamında değerlendirildiğinde de mücbir sebebin gerçekleştiğini kabul etmenin mümkün bulunmadığı, iddia edilen ekonomik darlığı herkes için geçerli ve öngörülemez, önlem alınamaz bir olay olarak değerlendirmenin mümkün bulunmadığı, davacının ileri sürdüğü ekonomik krizin mücbir sebep olarak kabul edilmemesi nedeniyle ilk talep yönünden davanın reddi gerektiği, ikinci istem yönünden ise sözleşmenin 5. maddesinde sistem kullanımını sona erdirme talebinin en az 3 ay önceden bildirilmesi halinde kullanıcının kurum tarafından onaylı ilgili fiyatlandırma metodolojisine uygun olarak sona erdirme bedelini ödemesinin öngörüldüğü, bu bedelin ne kadar olacağının tarafların her ikisini bağlayan Enerji Piyasası Düzenleme Kurulu'nun tebliğleri ile birlikte değerlendirilmesinin gerektiği, taraflar arasındaki bağlantı anlaşmasının 10. maddesinde de sistemden ayrılma talebinin en az altı ay önceden TEİAŞ'a bildirilmesi ve sona erdirme bedelinin ödenmesi öngörüldüğü, davacının bildirimden itibaren 3 ay sonrası itibari ile sözleşme ile bağlı olmadığının kabulünün mümkün olmadığı gerekçesiyle davanın reddine dair verilen karar davacı vekili temyizi üzerine Dairemizin 14/01/2014 tarihli kararı ile onanmıştır.
Davacı vekili karar düzeltme isteminde bulunmuştur.
Yargıtay ilamında benimsenen gerektirici sebeplere ve taraflar arasında düzenlenen 19.12.2003 tarihli sistem kullanım sözleşmesinin 5. maddesi uyarınca sona erdirme talebinin en az üç ay önceden bildirilmesi halinde kullanıcı davacının kurum tarafından onaylı ilgili fiyatlandırma metodolojisine uygun olarak sona erdirme bedelini ödemesi gerekmesine rağmen, davacının 20.03.2009 tarihli yazı ile 01.04.2009 tahinden itibaren sözleşmeyi sona erdirmek istemesi ve aynı zamanda sözleşmenin 5.maddesinde kararlaştırılan bedeli ödediğini de ispat etmemiş olmasına göre, davacı vekilinin HUMK.nun 440.maddesinde sayılan hallerden hiçbirini ihtiva etmeyen karar düzeltme isteğinin reddi gerekir.
SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle davacı vekilinin karar düzeltme isteğinin HUMK.nun 442.maddesi gereğince REDDİNE, alınması gereken 52,40 TL karar düzeltme harcı peşin ödenmiş olduğundan yeniden alınmasına yer olmadığına, 3506 sayılı Yasa ile değiştirilen HUMK'nın 442/3. maddesi hükmü uyarınca, takdiren 228,00 TL para cezasının karar düzeltilmesini isteyenden alınarak Hazine’ye gelir kaydedilmesine, 23.10.2014 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.
Full & Egal Universal Law Academy