MAHKEMESİ :ASLİYE HUKUK MAHKEMESİ
Taraflar arasında görülen davada .... Asliye Hukuk Mahkemesi’nce verilen 22/10/2013 tarih ve 2006/375-2013/546 sayılı kararın Yargıtayca incelenmesi davacılar vekilleri tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Davacılar vekili, davalının şirket müdürü ve tasfiye memuru olduğunu, haksız eylemleri ve ana sözleşmeye aykırı işlemleri nedeniyle şirketin ve diğer ortak olan müvekkillerini zarara uğradığını, davalının zimmetine para geçirdiğini, özen borcuna aykırı davrandığını, kar payının dağıtılmadığını ileri sürerek şimdilik 80.000,00 TL'nin davalıdan tahsili ile müvekkilerine ödenmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili, davacıların şirketi temsile yetkileri olmadığını, müvekkilinin gerekli dikkat ve özeni gösterdiğini, davacıların veya şirketin herhangi bir zararının olmadığını savunarak davanın reddini istemiştir.
Mahkemece, iddia, savunma ve tüm dosya kapsıma uyarınca şirketin tüzel kişiliğinin davanın devamı sırasında tasfiye ile sona erdiği, davacıların dava açarken şirketi temsil yetkilerinin bulunmadığı, bu talep hakkında bir karar verilmesine yer olmadığı, kar payı dağıtımına ilişkin davacılar talebinin şirket infisah etmeden şirkete yönetmeleri gerektiği, şirket müdüründen kar payı talebinde bulunulmasının usule aykırı olduğu, bu yöndeki taleplerde davalının husumeti bulunmadığı, davalı şirket müdürü olan ....'in şirket müdürü olarak çalıştığı dönemde ve tasfiye aşamasında yaptığı giderlere ilişkin belgelerin gerçek bir gidere dayanmadığı yönündeki iddia ve şirketin kasıtlı olarak zarara uğratıldığına dair iddianın subuta ermediği gerekçesiyle davacı .... Ltd. Şti. firmasının tüzel kişiliği sona erdiğinden ve davacıların tüzel kişiliği temsil ve yetkileri bulunmadığından bu konuda bir karar verilmesine yer olmadığına, davacıların katkı payına yönelik taleplerini henüz faaliyetteyken şirket tüzel kişiliğine karşı yönetmeleri gerekirken, davalı şirket müdürüne yönetmelerinde pasif dava ehliyeti bulunmadığından davanın bu kısmının husumet nedeniyle usulden reddine, davacıların diğer zarar taleplerinin subuta ermediğinden reddine karar verilmiştir.
Kararı, davacılar vekilleri temyiz etmiştir.
Dava, davalı şirket müdürünün yol açtığı iddia edilen zararların tazmini talebine ilişkin olup, mahkemece dosya içinde bulunan ve zarar kalemlerinin incelendiği bilirkişi raporlarındaki çelişkiler giderilmeden bu talepler bakımından davacılar iddiasının subuta ermediği gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.Ancak, davacı ortakların davası dolaylı zararlarına ilişkin bulunup mülga 6762 sayılı TTK'nın 309 ve 340. maddeleri kapsamında açılan bir dava olduğu, böyle bir davada hükmedilecek tazminatın ancak ortak olunan şirkete verilmesi istenebileceğinden davacılar adına tahsil talebi yolundaki davanın dinlenilmesi mümkün olmadığı halde yazılı gerekçeyle karar verilmesi yerinde değilsede sonucu itibariyle doğru olan kararın HUMK’nun 438/son maddesi uyarınca gerekçesi değiştirilmek suretiyle onanmasına karar vermek gerekmiştir.
SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle sonucu itibariyle Doğru olan yerel mahkeme kararının gerekçesi değiştirilmek suretiyle ONANMASINA, aşağıda yazılı bakiye 0,90 TL temyiz ilam harcının temyiz eden davacılardan ayrı ayrı alınmasına, 16.06.2014 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.
Full & Egal Universal Law Academy